Nâzım Hikmet'in Münevver Andaç'tan doğan ve tek öz çocuğu olan Mehmet, 26 Mart 1951 tarihinde İstanbul, Kadıköy'de dünyaya geldi. Nâzım Hikmet ile Münevver Andaç dayı çocuklarıydı, yıllar önce birbirlerine ilgi duymuşlar ama sonraları başka hayatlara devam etmişlerdi. Nâzım Piraye ile Münevver ise ressam Nurullah Berk ile evli ve bir kız çocuğu annesiydi. Nâzım Hikmet, Bursa Hapishanesi'ndeyken Münevver Andaç'ın, annesi Celile Hanım'la onu ziyarete gelmesi ikisinin de yıllardır birbirlerine besledikleri duyguları tekrar harekete geçirmişti. Nâzım, Münevver Andaç'a âşık olmuş, bir mektupla uzun zamandır hapishane ziyaretlerini kesen eşi Piraye'den ayrılmak istediğini bildirmişti. Münevver andaç ise Nurullah Berk'ten olan kızı Renan'dan ayrılmak istemiyordu. Onu hapisteki Nâzım'la nasıl bir hayatın beklediğinin bilinmezliği içindeydi. Nâzım'ın açlık grevine kadar yine bir ayrılık süreci yaşayan Münevver Andaç bir süre sonra Nurullah Berk'ten boşanmış ve en sonunda cezaevi ve hastane kapısından Nâzım Hikmet ile kol kola çıkmıştı. Bu sırada halen evli olan Nâzım 1951 yılında Mehmet doğmadan birkaç gün önce Piraye' den resmen ayrıldı ve kimi görüşlere göre o yıllarda boşanmayı takip eden bir yıl boyunca nikah yasağı olduğu için Münevver Andaç'la evlenmeye fırsat bulamadı.
"Yıllarca Büyükada'daki evin işlerini yaptım. Hiç konuşmak istemezdi babası ile ilgili. Tabuydu. Ben de yıllarca hiç sormadım.
... o baba tablosu yıkılır diye düşündüm, içini döker rahatlar hani... Babası hakkında sorular sormaya başladım, kızdı. Üstüne bir de 'babana benziyormuşsun' dedim, babası da çok yakışıklıymış. Daha çok kızdı, kalktı hışımla, mutfak kapısından çıkarken 'Hiçbir şeyim benzemiyor, bi şuram benzemiş' dedi elini kalbine koyarak. Ah, öyle içime oturdu ki... Öldüğünü öğrendiğimde çok ağladım, hâlâ ağlarım, o günü unutamıyorum; mutfak kapısından eliyle kalbini gösterip gitmesi, 'bir şuram benzemiş' demesi...
Babası da kalpten gitmişti ya..."
Ama Mehmet sadece bir zaman hain, bir zaman kahraman olan babanın değil, bir annenin de oğlu.
Münevver Andaç'ın oğlu Mehmet.
Yazsın tarih: Bir çevirmen, bir entelektüel, bir emekçi, bir anne: Münevver Andaç.
Yıllarca hem siyasi hem de toplum baskısıyla ayakta durmaya, çocuklarını büyütmeye çalışan, on yıl boyunca polis gözetiminde yaşayan bir annenin oğlu Mehmet. Orhan Pamuk'un, Yaşar Kemal'in, Nâzım Hikmet'in kitaplarını çeviren durmadan çalışan hayatı boyunca kitaplara kapanan bir annenin oğlu Mehmet...
Baban Nâzım Hikmet, doğduğun ülkenin vatan haini, kaçak şairi ama yıllar sonra kahramanı olursa; babandan ötürü doğduğun annen Münevver Andaç devlet kayıtlarında kaçak, kızıl komünist şairin "metresi" olarak geçerse; doğduğun günü takip eden 10 yıl boyunca evinin önünde polis gözetiminde yaşarsan, annenle ülkeden kaçmak zorunda kalır ve kaçtığın ülkede de ajanlar tarafından her adımın takip edilirse hayatında hiçbir şey sıradan olmaz.