Mevlânâ, 1207 yılında Afganistan’da doğar ve küçük yaşlardan itibaren babasından din-felsefe dersleri alır. Batıdaki Anadolu Selçuklu toprakları "Rum diyarı" diye tarif edildiğinden isminin
"Hepimiz biraz yaralıyız, sanırım insan olmanın doğasında var yaralı olmak."
'Kendine iyi davran güzel insan' kitabı 5 bölümden oluşmakta.
1) Başlangıç
2) İlişkiler
3) Kabullenme
4) Değersizliği yenmek, Kendi değerini yeniden keşfetmek
5) Tünelin ucundaki ışık: Değişim anahtarı
Çok fazla düşünüp bir çıkış yolu bulamayan, aşırı duygusallıktan kurtulamayan, sorunları sürekli halı altına atan, etrafındaki insanların konuşmalarını çok fazla önemseyen, yalnızlıktan korkan, eleştirileri kabul edemeyen, geçmişin yükünden kurtulamayan, mükemmel olma arzusuyla yaşayan, kendini değersiz ve çirkin hisseden, değişmesi gerektiğinin farkında olup değişmeye cesaret edemeyen vb. insanlar için okunması gereken bir kitap olduğunu düşünüyorum.
Beyhan Budak, YouTube kanalındaki videoları gibi kitabında da çok samimi ve sade bir dil kullanmış. Açıkçası ilk kitabının bu kadar doyurucu olacağını düşünmemiştim.
İnsan insanın hem kurdu hem de yurdudur, diyor. Bu noktada kimin kurt kimin yurt olduğunu anlamak bize düşüyor. Ancak nasıl anlayabiliriz derseniz yine kitapta bununla ilgili bilgiler bulabilirsiniz.
YouTube kanalına göz atmak isterseniz
youtube.com/user/PsikolojiTV
Godot'yu beklerken, Samuel Beckett'in 1949 yılında kaleme aldığı iki perdelik trajikomedi türünde bir tiyatro eseridir.
Ana karakterler olan Gogo ve Didi arasındaki konuşmalar devam ettikçe mantıksızlaşır. Bu tuhaf diyaloglar ve akıl yürütmeler absürt tiyatronun temel özelliğidir. Absürt tiyatro bizi anlamı sorgulatarak düşünmeye sevk eder.
Gogo ve Didi varoluş sancıları çeken iki karakterdir. Var olduklarını kanıtlamaya çalışırlar. Bunu da hiç tanımadıkları ve aslında hiç gelmeyeceğini bildikleri Godot'yu beklerken yaparlar. Gelmeyeceğini bildikleri halde geleceğine inanmak onların hayattaki tek amacıdır. Bu amaç onları hayata bağlar. Godot'un gelip onları kurtaracağına inanırlar ama bunu hiçbir şey yapmadan bekleyerek yaparlar. Peki ya biz ? Biz de bizi kurtaracak birinin varlığına inanıyor muyuz? Sorulabilecek bir sürü soru var. İyi tiyatro bizi düşündüren tiyatrodur.
Okurken karakterlere ağlamak ile gülmek arasında belirsizliğe düşüyor insan ama zaten Beckett'e göre ikisi arasında fark yoktur.
Tiyatroyu izlemek isteyenler için linki bırakıyorum.
youtu.be/-Va9xN_xXYw