İnsan, ölenin acısını tattığı için ölümü artık kendinden uzak tutamıyordu, kendini ölmüş olarak tasavvur edemediğinden, bunu kabullenmek de istemiyordu.
Yaşamın, tıpkı tek bir yanlış hamlenin bizi yenilgiyi kabul etmek zorunda bırakabileceği bir satranç oyununa benzemesi çok üzücü, ancak tek fark, ikinci bir oyuna, rövanş oyununa asla başlayamayacak olmamızdır.
Çünkü vicdanımız, ahlakçıların iddia ettikleri gibi katı bir yargıç değil, köken itibarıyla sosyal kaygıdır ve bundan başka bir şey değildir. Toplumun kınamayı bıraktığı yerde, kötü arzuların bastırılması sona erer ve insanlar, kültürel seviyelerine yakışmadığı düşünülen gaddar, habis, ve kaba eylemleri gerçekleştirmekten çekinmezler.