Çim Yaprakları kitabında Walt WITHMAN etkileyici hayvan sevgisini şöyle kağıda dökmüş: sanırım, onlardan biri olup aralarına karışabilirim,
kendi sınırları içinde öylesine sakinler ki. Durup, uzun uzun onlara bakarım. Ter döküp, durumlarından yakınmazlar. Karanlıkta uzanıp, günahları için gözyaşı dökmeler. Tanrı’ya karşı görevlerini tartışıp beni hasta etmezler. Bir tanesi bile tatminsiz değildir, bir tanesi bile sahip olma tutkusunun esaretinde delirmemiştir. Biri diğerinin veya binlerce yıl önce yaşamış kendi türünün önünde bize gelmez. 
Rica etmek veya yalvarmak yerine açıklamalar yap.” ayıptır sorması ama…?” yerine “ lütfen söyler misiniz?” veya ” bir sakıncası yoksa bunu geri alır mısınız?” yerine” bunu geri getirdim, çünkü beğenmedimi fark ettim”, “ ben bir saatliğine dışarı çıksam olur mu?” yerine “ ben bir saatliğine dışarı çıkıyorum, senin istediğin bir şey var mı?” demelisiniz. Sadece köleler ve mahkumlar izin almak zorundadır.
Eğer onlara ilk adları ile hitap etmekte zorlanıyorsan, kendine bunun nedenini sormalısın. Kendini gerçekten insanlara ilk adları ile hitap edebilecek kadar önemli bulmuyor olabilir misin? 
Bir başkasına, kendine verdiğinden fazla değer verip, eşit davranış bekleyemezsin. Profesyoneller ve yetkililer, saygı görmeyi talep edersen saygı gösterirler. Onlara yaptıkları işi iyi yaptıklarından dolayı saygı göstermekle, “ süper insan “ yerine koymak veya seni başka bir şekilde sömürmelerine izin vermek arasındaki farkı görmelisin.