9-14 Ağustos 2023 / Kudüs
Geçen sene tam bu tarihlerde Kudüs’teydim. 9 Ağustosta başlayan yolculuğumda sessizlik, huzur ve dinginlik hakimdi. Namaz vakitleri sonrası dahi genellikle Mescid-i Aksâ avlusunda vakit geçirdim. Filistinli kardeşlerimizle mümkün mertebe muhabbet ettim. Hatta Mescid-i Aksâ’da Yahya Abuznaid ile karşılaştım. Bizi gayet sıcak karşıladı. Akşam tekrar görüşelim dedik lakin evi uzak olunca ki büyük ihtimal El-Halil şehrinde kalıyor görüşmek nasip olmadı. Genel bir çerçeve çizecek olursak 7 Ekimde başlayan Gazze olaylarına dair henüz hiçbir emâre yoktu. Tek hatırladığım Kıble Mescidinden çıkarken Gazze için yardım toparlanıyordu. Türkiye’den para verenler olmuştu. Hamd olsun ki tüm parayı Gazzeli Müslümanlara teslim etmiştim.
Avluda dikkatimi çeken diğer şey ise Filistinli hanımefendi kardeşlerimizin sayılarının çokluğuydu. Anlatılanlara göre dönemin İsrail Başbakanı Ariel Şaron'un Eylül 2000'de İsrail askerlerinin koruması altında Mescid-i Aksâ'nın avlusuna girmesi, "İkinci İntifada"nın fitilini ateşler. 2005'e kadar devam eden süreçte binlerce Filistinli hayatını kaybeder, binlercesi yaralanır ve tutuklanır. Mescid-i Aksâ'nın korunmasında görev alan erkeklerin sayısının azalmasıyla ortaya çıkan boşluğu 2011'den itibaren kadın muhafızlar doldurmaya başlıyor. "Murabıt" olarak adlandırılan muhafızlar, askeri bir disiplin içinde ve gönüllü olarak nöbet tutuyor.
Aksâ avlusu muazzam, her karesi ile. Zeytin ağaçları, hiçbir şekilde orijinalliği bozulmamış yapıları ile -ki Fatımiler, Memlüklüler, Osmanlılar olmak üzere birçok dinî ve mimâri kültürü barındıran- her gün size yeni bir bakış açısı veren, temâşâ ettiren üç dinin birden kutsal saydığı, sahiplendiği hatta paylaşamadığı kutsal mekân. İnanışa göre Hz. İsa, Zeytin Dağından Mescid-i Aksâ’ya