Canbeey

Yaşamım, ölümüm ve namazım yalnizca Alemlerin Rabbi Olan Yüce Allah içindir.
Reklam
İslamda karma yoktur ama; Yusufu kuyuya atan eller, yillar sonra "Bize sadaka ver" diyip Önünde secde ettiler. Kader en güzel hesaplaşmadır.
Aşk öyle bir atestir ki, yakar kül eder, Bâki olan sevgilinin dışındaki her şeyi!
Ey oğul! Esas mesele, mubahlarin fazlasından kaçınmak ve zaruret miktarıyla yetinmektir. Bunu da kulluk vazifelerini yerine getirebilmek için kuvvet ve derlenip toparlanmak niyeti ile yapmal. Mesela yemekten amaç Allah Teâlâya itaat edebilmek için güç ve kuvvet kazanmaktır. Giyinmekten maksat avret yerlerini örtmek, soğuk ve sıcağa karşı korunmaktır. Diğer zaruri mubahlar da bu şekilde değerlendirilmelidir. Naksi büyükleri azimetle amel etmeyi tercih etmişler ve mümkün mertebe ruhsatlardan kaçınmışlardır. Zaruret miktarı ile yetinmek azimettir. Bu yüce, davranışa ulaşmak mümkün olmazsa en azından mubahlarin dairesini aşıp da şüpheli ve haram olan bir alana kaymamalıdır. Allah Sübhânehû bütün cömertliğini sergileyerek birçok nimetten tam olarak faydalanmayı mubah kılmis ve bu nimetlerden faydalanma alanını da oldukça geniş tutmuştur. Bu mubah nimetlerin lezzetleri bir yana, kulun işledikleri karşılığında Mevla'nır razı ve hoșnut olmasına denk bir saadet olabilir mi? Bir kişinin yaptığı işi efendisinin beğenmemesinden daha büyük sıkıntı var midir? Allah Teâlâ'nın cennette razı ve hoșnut olması cennetten daha hayırlıdır Allah Teâlâ'nn cehennemdeki gazabı cehennemden daha kötüdür. Bir kimse kendi çocuğunu dilediğini yapmakta nasıl başıboş bırakmaz ise, insan da Mevlâ'nın emirlerine uyması gereken bir kuldur. Çok iyi düşünmek ve kalbi çaliştırmak gerekir. Yarın kıyamet gününde pişman olmak ve hüsrana uğramaktan öte bir sey yoktur, Çalişma zaman șüphesiz gençlik çağıdir. Akill olan, hayatının bu dönemini zayi etmeyip firsatı değerlendirir. Çünkü ilerisi belirsiz ve kapalıdır. Herkes ihtiyarlık çağına ulaşamaz. Ulaşsa bile kendisini toparlaması mümkün olmayabilir. Bunun da müm-kūn olduğunu kabul etsek bile güç ve kuvvetten düşmüş olduğu ihtiyarlık döneminde, yükümlü
Gençliğin baharında, nefis ve şeytan gibi din düşmanlarıın insanı kuşatığı bir zamanda yapılan azıcık amelin değeri, diğer zamanlarda yapılan amellerden kat kat üstündür. Bu durum su askeri kabule benzer. Cesur, güçlü ve atilgan olan askerlerin, düşman istilası esnasındaki itibarları daha fazladır. Onlarmn bu esnadaki basit bir gayreti ve ufak bir sebatı bile büyük itibar görür. Aynı davranış ve tutum düşmanin şerrinden emin olunduğu zamanlarda aynı itibarı görmez.