Sırat-ı müstakim, doğru yol anlamındadır. O da Kur'ân-ı Kerim' in gösterdiği yoldur. Yani Peygamber Efendimiz (Salllahu Aleyhi ve Sellem)in güzel ahlâkıdır. Çünkü onun hakkında Allâh-u Teâlâ söyle buyuruyor "Kuskusuz sen yüce bir ahlak üzeresin."
Sırat; ya insanı cennete götürür ki bu, ashâb-ı yemin; yani amel defterleri sağdan verilecek olanların yoludur. Nitekim Allâh-u Teâlâ şöyle buyuruyor: "Allâh sizi selâm yurduna çağırır."
Veya Allâh-u Teâlâ ya ulaştırır ki bu, sâbıkûn ve mukarrabûn olarak adlandırılanların yoludur. Nitekim Allâh-u Teâlâ "dosdoğru yola' diyerek bu yolu dosdoğru olduğuna işaret etmiştir.
Ashâb-ı yeminin her türlü nimete mazhariyeti, sâbikûn için de söz konusudur. Fakat sâbikûn, cemâli müşâhede etmek ve celâli keşf gibi bazı nimetlere sahiptir ki ashab-ı yemin onlara sahip degildir.
Bu tür ikramlar, Peygamber Efendimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)e ve ona tâbi olanlara özeldir.
Nitekim Allâh-u Teâlâ söyle buyuruyor: "De ki: işte bu benim yolumdur. Ben ve bana uyanlar bilerek Allâh'a çağırırız."
Şeyh Sa' di (Kuddise Sirruhi) der ki:
Eğer tuttuğun yol, tarik-ı müstakim değilse,
Senin seccadeni ateş üzere sererler.