Kuşkusuz Nakşi büyüklerinin silsilesi altın silsilesidir. Böylelikle bu yüce tarikatın diğer tarikatlara olan üstünlüğünün, sahabenin diğer kuşaklara olan üstünlüğü gibi olduğu açık delillerle ispatlanmıştır. Kadehten ilk içişlerinde lütuf ve faziletin
olgunluklarını tadan bir cemaatin özünü idrak etmek, diğerlerinin kârı değildir. Zira Nakşi büyüklerinin nihayeti diğerlerinin nihayetinin üstündedir.
Hâce Ubeydullah Ahrâr (ks) söyle demiştir. "Eger seyhlik makamında olsaydım âlemde hiçbir şeyh kendine mürit bulamazdı. Fakat gayb âleminden şeriat yüiceltme ve dini güçlendirme görevi aldım." Bu sebeple kendisi sultanlarla beraber olmuş, yüksek tasarrufu sayesinde onları kendisine bağlamış ve bu vesileyle şeriat yüceltme işini başarmıştır.
Doğru haberci olan Peygamber Efendimiz (s.a.v) söyle buyurmuştur:
"Şüphesiz islâm garip doğdu ve garip olarak geri dönecektir. Gariplere ne mutlu! "
islâm'ın garipliği o noktaya varmıştır ki, kâfirler toplum içinde açıkça İslâm'a dil uzatabilmekte, pervasızca küfür hükümlerini uygulayabilmekte, çarşı ve pazarda kendi propagandaları yapabilmektedir.
Müslümanlar maruz kaldıkları acziyetin pençesinde dinin hükümlerini yerine getirmekten alıkonulmakta ve uğursuz kâfirler tarafından şeriatın emirlerini yerine getirmelerinden ötürü kınanmaktadır.
Mevlâ Teâlâ İmânı, namazı, haccı, zikri, itaati ve sair iyi şeyleri yaratıyorsa bunlar güzeldir. Fakat şirki, isyanı ve diğer bütün günah olan şeyleri yaratıyorsa bizim ne suçumuz var? Bu soruya cevap olmak üzere Büyük Şeyh Efendi (Kuddise Sirrihu) şu beyiti buyuruyor "Ve lakin Aziz evladım! Bil ki, kesbin (İnsanın kendi kudretini bir işe sarf etmesinin) tesiri var."
Mevlâ Teâlâ ilk evvela kulun isteğine bakar, mesela namaz kılmayı istiyor mu, istemiyor mu? Kul namaz kılmayı istemekle demiş oluyor ki "Ben irademi namaz kılmaya kullanıyorum." Mevlâ Teâlâ'da "Kulum, Ben de irademi, senin namaz kılmana sarf ediyorum" buyuruyor. Ve onun namaz kılmasını yaratıyor.
Diğer bir kul da namaz kılmamakla demiş oluyor ki "Yâ Rabbi! Bana vermiş olduğun iradeyi namaz kılmamaya sarf ediyorum." Ve Allâhu Teâlâ'da onun namaz kılmamasını yaratıyor.
Demek ki perde arkasından bütün işleri Mevlâ Teâlâ idare ediyor, ama kulun iradesine bakıyor. O halde Mevlâ Teâlâ suç işlemiyor, suçu insan işliyor. Yani insan irade-i cüz'iyyesini kullanmadıkça, Mevlâ Teâlâ'da irade-i külliyesini kullanmıyor.
Mahmud Efendi Hazretleri Kuddise Sirrihu