Can

Can
@Canbey94
8/10
·192 syf.··
2026 2. kitabı
·
33 saatte okudu
·
Okunma: 10 Nisan 2026 19:27
Cevat Şakir Kabaağaçlı’nın anılarından oluşan bu eser, yazarın dergide yayımladığı bir yazı yüzünden İstiklal Mahkemeleri tarafından yargılanıp kalebentlik cezasına çarptırılması ve Bodrum’a sürgüne gönderilmesiyle başlar. Her şey işte o andan sonra şekilleniyor. Dili çok sade, anlaşılır ve akıcı; severek okuduğum kitaplardan biri oldu. Bodrum’a ve tabiatına aşık bir insanın sürgün hikayesi olarak da tanımlanabilir. Denize tutkun olan insanların bu kitabı seveceğinizi düşünüyorum. Kesinlikle tavsiye ederim. Kitaptan beğendiğim bir cümle. “Vakit öldürüyoruz diyorlardı. Kimin haddine düşmüş vakti öldürmek! ‘Vakit’, onu yaşatmayı bilmeyenleri öldürür.”
Aganta Burina BurinataHalikarnas Balıkçısı · Bilgi Yayınevi · 20226,2bin okunma
Reklam
Puan vermedi·448 syf.··
2025 6. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 12 Ekim 2025 00:48
️Kitaptan Anladıklarım Yırtıcı Kuşlar Zamanı Ahmet Ümit'in okuduğum ilk kitabı. Bende durmadan okuma isteği uyandıran nadir kitaplardan biriydi. Adil bir şekilde, mesleğini severek yapan Komiser Nevzat, ekip arkadaşlarının ondan habersiz aralarında usulsüzlük yaptıkları bir davada işlenen cinayeti açığa çıkarmaya yaklaşmışken,  arkadaşları Komiser Nevzat'ın ödül alacağı bir gecede aracına bomba koyarak onu öldürmek isterler. Ödül törenine kızı ve eşiyle giden Nevzat'n ailesi sabırsızlanıp araca önce biner ve klimayı açmak için aracı çalıstırırlar, araç patlar ve kızı ile eşi ölür. Halâ evin içinde olan Nevzat Komiser vicdan azabından ciddi psikolojik sorunlar yaşar. İyileşince bu cinayeti kimin işlediğini bulmaya çalışır. Kuşku, şüphe dolu bir şekilde hikâye devam eder ve hiç ummadığınız bir kişi ailesinin ölüm fermanı imzaladığını anlar. Bu kitap öyle başarılı bir şekilde yazılmış ki, Ahmet Ümit degilde sanki Komiser Nevzat yazmış hissi veriyor bir süreden sonra.
Yırtıcı Kuşlar ZamanıAhmet Ümit · Yapı Kredi Yayınları · 202413,2bin okunma
Puan vermedi·168 syf.··
2025 7. kitabı
·
5 saatte okudu
·
Okunma: 15 Ekim 2025 17:06
️Kitaptan Anladıklarım Yörüngede romanını okurken anlatım karmaşıklığı ve konudn konuya ani geçişler nedeniyle zorlansam da, eserin vermek istediği temel mesajları ve felsefi derinliği özümsediğime inanıyorm. Bu kitap, olay örgüsündn ziyade varoluşsal bir sorgulamaya odaklanıyor ve uzay istasyonunu bu sorgulama için eşsiz bir zemin olarak kullanıyor. Kitapta, astronotlarn hayatlarını insanlk için riske attıkları, yüksek fedakârlık gerektiren görevlerinin zorluğu ilk hissediln şey oluyr. Uzaydaki uzun süre boyunca vücut dengelerinin bozulduğu, sürekli hayati risk taşıdıkları gerçeği, bu kişilern sadece kahraman değil, aynı zamanda fiziksl ve psikolojik sınırlarını zorlayn insanlar olduğunu gösteriyor. Ayrıca, romanda kadınlarn da bu zorlu görevleri üstlenebileceği gerçeği vurgulanıyor. ​Uzayın sonsuzluğu ve Dünya’dn uzakta olma durumu, onlara benzrsz bir bakış açısı sağlıyor. Yörüngeden bakıldığnda, insanoğlunun kavgayla, hırsla ve kibirle geçirdiği yaşamn ne kadar boş, önemsz ve anlamsız olduğu ortaya çıkıyor. İnsanlık, evrenin büyüklüğü karşısında küçücük bir toz tanesi gibi kalıyor ve bu durum, dünyevi hırslarn gerekszliğini keskn bir şekilde hissettiriyor. Yazar, bu karşıtlıkla okuyucuyu, dünyadaki dertlere çok fazla takılp kalmamamz gerektiği konusunda yüzleştiriyor. ​Bu kozmik perspektif, aynı zamanda Dünya'nın ne kadr eşsiz ve kırılgn olduğunu görmemizi sağlıyor. Diğer gezegenlere göre çok daha güzel ve kıymetli olan dünyamızn korunması gereken biricik bir yer olduğu mesajı veriliyor. ​ Tüm bu teknik ve felsefi yoğunluğun ortasnda, yazar insanî duyguları da asla unutmuyor. Astronotlardan birinin ailesindn birinin hayati kaybını uzayda öğrenmesi gibi anlar, fiziksel uzaklığın duygusal acıyı dindirmediğini, aksine tecrit edilmişliğin bu acıyı daha da
YörüngedeSamantha Harvey · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025718 okunma
Puan vermedi·128 syf.··
2025 5. kitabı
️Kitaptan Anladıklarım Valla ne desem bilemedim, acayip bir kitaptı! Cihangir’de, Pürtelaş Sokağı’nda geçen bir hikâye, ama bayağı ürpertici ve tuhaf. Beş Sevim Apartmanı diye bir yer var, ismi bile garip, değil mi? Meğer o isim bile sonunda şok edici bir sır saklıyormuş. Apartmanda beş tuhaf insan yaşıyor, hepsi akıl hastanesinden gelme. Hepsinin çocukluğu felaket, sevgisiz, travmalarla dolu. Kendi kendilerine cinler, periler uydurmuşlar, öyle yaşıyorlar. Bir de Doktor Samimi var, o da apartmanı almış, bu insanları gözlemliyor. Adamın derdi, cinperilerin var olmadığını kanıtlamak, çünkü kendisi de küçükken bunlara inanıyormuş. Ama işler karışıyor, Samimi’nin de kafası allak bullak oluyor. Her karakterin hikâyesini önce onların anlattığı masallardan, sonra Samimi’nin notlarından okuyoruz. Mesela, biri kendini cüce sanıyor, ama gerçekte annesini öldürmüş! Hepsinin geçmişi böyle karanlık. Sonra bir yangın çıkıyor, sadece Samimi’nin cesedi bulunuyor, diğerleri kayıp. Acaba her şey onun kafasında mıydı, yoksa gerçek mi, anlamadım! Kitap hem masalsı hem korkutucu, rüya tabirleri falan da var, insanı içine çekiyor. Ama bayağı ağır, yalnızlık, aile faciaları, toplumun dayattığı roller filan... Okurken içim karardı, ama elimden de bırakamadım. Mine Söğüt acayip yazmış, valla etkisinden çıkmak zor. Uzun süre unutamayacağım bir kitap.
Beş Sevim ApartmanıMine Söğüt · Yapı Kredi Yayınları · 20199,1bin okunma
Puan vermedi·176 syf.··
Beğendi
·
2025 4. kitabı
·
95 günde okudu
·
Okunma: 25 Temmuz 2025 20:52
️Kitaptan Anladıklarım Sevgili Jehan Barbur’un Uyumsuza Notlar’ı, sanki en yakın dostunla bir kahve eşliğinde hayat üzerine derin bir sohbete dalmışsın gibi hissettiriyor. Kitap, kısa kısa yazılardan oluşuyor; aşk, yalnızlık, kayıplar ve arada bir yüzünü güldüren küçük mutluluk anları… Jehan bunları öyle içten, öyle bizden bir dille anlatıyor ki, okurken “Tam da benim hissettiklerim!” diye düşünüyorsun. Hayatın bazen insanı dışarda bırakan, karmakarışık hallerini öyle yalın, öyle samimi bir şekilde aktarıyor ki, ağır laflar etmeden, içimizden biri gibi konuşuyor. Bir anısını ya da duygusunu paylaşırken, sanki elini kalbine koyup “Bunu yaşadım, sen de yaşadın mı?” diye soruyor. Kitapta Tomris Uyar’a ayrı bir yer ayrılmış. Jehan, Tomris’e duyduğu hayranlığı, onun o keskin ama bir o kadar naif kaleminden, duruşundan nasıl ilham aldığını öyle güzel ifade ediyor ki, Tomris’in dünyasını sen de yeniden keşfediyorsun. Onun hem güçlü hem kırılgan ruhuna, edebiyattaki izlerine Jehan’ın gözünden bakarken, sanki Tomris’in melankolik ama dimdik duruşu satırlarda canlanıyor. Jehan’ın Tomris’e yazdığı bu içten satırlar, onun duygularına nasıl ayna tuttuğunu hissettiriyor, adeta bir saygı duruşu gibi. Kısacası, Uyumsuza Notlar, hayatın inişli çıkışlı yollarında kendini bazen kenarda kalmış hissedenler için yazılmış, sıcacık bir dost muhabbeti gibi. Tomris Uyar’a dair o içten, duygu dolu satırlar kitabı daha da özel kılıyor. Okurken hem Jehan’la hem de Tomris’le bir bağ kuruyor, yalnız olmadığını hissediyorsun.
Uyumsuza NotlarJehan Barbur · Doğan Kitap · 2019128 okunma
Reklam