Abdülkadir Şengül

Sadece Almanya'da değil, Büyük Britanya'da da öyle bir işçi kıtlığı yaşanacak ki, bundan ciddi sıkıntılar doğacak. Tarih bize, bu gibi koşulların her zaman büyük bir yabancı işgücü akımına yol açtığını öğretmiştir.
Sayfa 45·Kitabı okudu
Reklam
Bismarck ve Kayzer'in Türkiye'ye bakışları...
"1889’da İstanbul’dan döndüğümde, isteği üzerine Prens’e kız kardeşim Sophie’nin veliaht Prens Konstantin ile evli olduğu Yunanistan hakkındaki izlenimlerimi ve ayrıca İstanbul izlenimlerimi anlattım. Bunu yaparken Prens Bismarck’ın Türkiye’den, oradaki yüksek mevkideki adamlardan ve o topraklardaki koşullardan oldukça küçümseyerek bahsetmesi beni şaşırttı. Aslında daha olumlu görüşlerle ona kısmen ilham verebileceğimi düşündüm ama çabalarım pek işe yaramadı. Prens’e neden bu kadar olumsuz bir görüşe sahip olduğu sorulduğunda, Kont Herbert’in Türkiye hakkında hiç hoş olmayan raporlar verdiğini söyledi. Prens Bismarck ve Kont Herbert hiçbir zaman Türkiye’ye sıcak bakmadılar ve benim Büyük Frederick’in eski politikası olan Türk politikam konusunda hiçbir zaman benimle aynı fikirde olmadılar."
Sayfa 26·Kitabı okudu
'Bütün yahudiler değil'
Münih’teki bir Yahudi, geçenlerde yazara, “Ben eski bir asker ve katı bir Ortodoks İbrani’yim. Ama bir Alman’ın sahip olduğu tüm haklara sahibim çünkü savaştım. Hitler bize karşı ama o da herkesin olabileceği kadar adil.” Bu eski asker aslında bir zamanlar Führer’in sekiz yıl boyunca kaldığı bir evde yaşıyor. Yazara Hitler’in odasını gösterdi ve ondan olağanüstü bir övgüyle bahsetti. “Halkı için kendisinden önce kimsenin yapmadığı kadar çok şey yaptı,” diye ekledi, “ve biz eski asker Yahudiler için olumlu bir istisna yarattı. Bugün bile korkacak hiçbir şeyimiz yok.”
Sayfa 43·Kitabı okudu
"İlk tank 2 Şubat 1916'da aralarında Lord Kitchener, Balfour ve Lloyd George'nin de bulunduğu şeref konuklarına takdim edildi. Sivil bakanlar etkilenmişlerdi. Lord Kitchener kötümserdi; savaşın böyle makinelerle kazanılabileceğine inanmıyordu. Düşman topçusu bunları kolaylıkla etkisiz hale getirirdi. Buna karşın cepheden gelenler yeni silahı desteklediler."
Alıntı
Birinci Dünya Savaşı'nın bittiği gün...
Adolf Hitler, Pomeranya’daki Pasewalk hastanesindeyken devrimi, Kayzer’in kaçışını ve Anavatan’ın çöküşünü duydu. Annesinin mezarı başında durduğundan beri ağlamadığını yazar. Ancak şimdi, gaz hala gözlerini kasıp kavururken ve onu tamamen kaybetmekle tehdit ederken tekrar ağlar. Sendeleyerek uzaklaşır, hastane karyolasına yığılır ve tüm fedakârlıkların boşa gittiğini haykırır! “Anavatanı bir daha dönmemek üzere yüksek bir inanç ve umutla terk eden yüzlerce ve binlerce kişinin mezarı açılmayacak mıydı?” İşte o anda, bu yürek parçalayıcı krizde Adolf Hitler büyük kararını verdi. Kendini ülkesinin rehabilitasyonuna adayacaktı.
Sayfa 66·Kitabı okudu
Alıntı
Reklam