Bu kitabı okuduğumda sanki Mustafa Önsel'in Ağacın Kurdu, Yavuz Selim Demirağ'ın İmamların Öcü, Zübeyir Kındıra'nın Fethullah'ın Copları gibi geçmişte ülkemizde Polis ve Askeriyedeki tarikat ve cemaat yapılanmalarını okuyormuş gibi hissettim.
Kitapta Atatürkçü, milliyetçi teğmenlerin ordudan atılması yolunda yaşanan süreç ve bu teğmenlere yöneltilen suçlamalar ve yapılan sorgular o kadar benziyor ki yakın geçmişte yaşananlara...
Kitapta tarikat ve cemaat mensubu askeri personelin dindar, karşısındaki personelin ise sanki din düşmanı gibi gösterilmesi gibi geçmişte yaşanan benzer senaryoları gördüm...
Kara Harp Okulunda yetişen bir teğmenin hiç çekinmeden Atatürk ve Cumhuriyet karşıtı söylemlerini sorgusunda bile dile getirebilmesi, 10 Kasım'da törende yakasına Atataürk resmini takmaması, niye takmadın diye sorulduğunda "Bana yetmedi, iğne yoktu...." gibi tipik siyasal İslamcı takıyyeleri ile cevap verilmesi ve filmin sonunda bunu yapanların masum addedilirken, tüm okul derecelerinin sahibi olan zeki, başarılı, ahlaklı, dürüst, vatansever, Türkçü subayların disiplinsiz, din düşmanı gibi algılanacak şekilde ordudan atılması...
Düşünün öyle bir takıyye ki Somalili subaylar dahi "Bize de verin Atatürk resmini yakamıza takalım" diye özellikle isterken, yerli ve milli (!) olarak addedilen ve muhtemelen bir kritik anda emri komutanından değil, şeyhinden alacak olanların "iğne yoktu" gibi bahanelere sığındığı olay 5 Atatürkçü, milliyetçi başarılı teğmenin ordudan atılması ile sonuçlanıyor. Dİğerleri ise önce ordudan atılıp sonra mahkeme kararıyla geri dönüyor. Piyade okulundaki olay da aynı senaryo ile gerçekleşiyor ve kitapta anlatılıyorç
Tek sevindirici olan durum şu; herşeye, mülakatlara ve bazı siyasi müdahalelere rağmen ordumuzdaki subay adayı öğrencilerimiz (küçük bir