Caner Seven

Caner Seven
@Canerseven
İstanbul
Rize/Pazar
29 okur puanı
Aralık 2018 tarihinde katıldı
Bir şeyin olacağı varsa zaten olacaktır, kaderle asla armut tartışmasına girme, çünkü kader bütün olgun armutları yiyip hamlarını senin eline verir. Genelde böyle denir ve genelde böyle dendiği için de bu hükmü pek direnmeden kabul ederiz.
Sayfa 17
Alıntı
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Bana verilen ceza bu mu ya Rabbe’l-Alemin Nasibim olmayan için yanmak mı? Her secdede adı dudaklarımda, Ama dualarımda bile yasak mı? Kendime bile itiraf edemediğim bir yangınla, Her gece içimde kıyametler kopuyor. Ben onu sevmekten hiç vazgeçmedim, Ama kader, beni ondan hep uzak tutuyor. Kalbim, onun adını zikrettikçe ürperiyor, Gözlerimde onsuz geçen bir ömrün buğusu var. Ben sadece onu sevdim, Ama sevgimle sınandım her defasında, yar. Yollarını gözledim, gelmeyeceğini bile bile, Bir umut uğruna, kaç bahar tükettim. Sensizliğe alışırım sandım, alışamadım, Allah’ım, bu yürekle ne yapayım ben? O benim alnıma yazılmadıysa, Niye bu kadar derinden yer etti içimde? Niye yıllar boyu onunla sınandım da, Bir kez olsun nasibim olmadı gülüşüne? Şimdi ben, gözyaşlarımla abdest alırken, O başkasının ismini mi mırıldanıyor, bilmem… Ama sen bilirsin Allah’ım, ben neyi ne kadar sevdim. C.S
Artık ne yana dönsem, boşluk. Her yolun başı da sonu da suskun. Bir zamanlar neye inandıysam, şimdi elimde sadece külü var. Ve ben, bu yanmışlığın ortasında, “Yarabbi, bana neyi emrediyorsun?” diye soruyorum sessizce. Öylece durmakla suçluyum sanki. Ama ne taşıyacak suyu görebiliyorum, Ne kırılacak odunu… Bir göreve, bir niyete, bir yakılışa ihtiyacım var. Bileyim hangi yük benim omuzumda olmalı, Hangi ateşe çevirmeliyim yüzümü. Yaşamak bir külfetse eğer, Ben bu külfeti hayra çevirmek isterim. Yeter ki göster bana tütmesi gereken ocağı, Bir ocak ki, dumanı sadece kendine değil, Üşüyen her cana umut taşısın. Karanlıkta kalmış bir görev, Unutulmuş bir niyet varsa eğer, Beni oraya gönder. Ama bir daha sordurma bana, “Şimdi ne yapmalıyım?” diye. Çünkü sormak, susmaktan daha ağır geliyor artık… C.S
Hayat bazen beklediğimiz gibi gitmez. Kurduğumuz planlar bozulur, umutla çıktığımız yollar çıkmaza girer. O an, kaybettiğimizi düşünür, hayal kırıklığına kapılırız. Ama Mevlânâ’nın dediği gibi; “Olan işinde bir, olmayan işinde bin hayır ara.” Çünkü bazen gerçekleşmeyen dilekler, bizi büyük felaketlerden korur. Bazen kapandığını sandığımız kapılar, aslında bizi daha güzel bir yere yönlendiren bir dönemeçtir. İnsan aklı sınırlıdır, ama kaderin dili derindir. Bugün üzüldüğün o olmayış, yarın şükrettiğin bir kurtuluş olabilir. O yüzden her kaybın içinde bir kazanç, her yok oluşta yeni bir doğuş vardır. Sabretmesini bilen, olmayanın içindeki hayrı görmesini de öğrenir. Mevlânâ’nın sözü bize bunu hatırlatır: Hayat sadece olanlarla değil, olmayanlarla da bize yol gösterir.
Gitmeliydin… Hayat seni çağırıyordu, ben ise seni bekliyordum. İkimizin kaderi buydu belki: sen giden, ben kalan. Yaşaman gerekiyordu; düşmen, kalkman, yanman, sevilip kırılman gerekiyordu. Ben seni özgür bıraktım. Araya yollar girecek, insanlar, şehirler, yıllar… Sen değişeceksin. Ama içindeki bir yer hep bana benzeyecek. Adını koyamadığın bir eksiklik, benim yokluğum olacak. Ve bir gün… Belki sabaha karşı, belki bir sonbahar akşamı, bir his dolacak içine: “Ben nereye gidersem gideyim, aslında hep oraya döneceğim.” O “orası” benim.