Caner Seven

Caner Seven
@Canerseven
İstanbul
Rize/Pazar
29 okur puanı
Aralık 2018 tarihinde katıldı
Bazen hayat, yüzümüze tokat gibi çarpar gerçeği. Sanırsın ki cezalandırılıyorsun, ama aslında korunuyorsun. Allah, kalbini yakan o acıyı verirken, gözlerini de açar. Dost sandıklarının içini, gülüşlerinin ardına gizlenen niyeti bir bir gösterir. Acıtır… Evet. Ama o acı, gözlerini kamaştıran yalan perdelerini aralayan bir nurdur aslında. Ve anlarsın; her gidiş, her yıkılış, seni kendine ve hakikate yaklaştıran bir dua cevabıdır.
Reklam
Tan yeri yavaş yavaş söküyor geceyi. Gökyüzü, sanki çok özlemiş gibi maviliğini, usulca uyanıyor. Karanlık geriye çekilirken bir dua gibi yükseliyor sabahın ilk ışığı. Şehir hâlâ uykuda belki, ama ben duyuyorum göğün fısıltısını: “Her sabah, aslında bir yeniden doğuş.” O an, ellerimi semaya uzatıyorum. İçimde umut var, biraz da teslimiyet… Ve her yeni gün, sanki yüreğime serpilen bir merhamet gibi doğuyor yeniden.
Gece gibi sevdim seni; herkes uyurken ben sana uyanıktım. Sessizliğini okudum, gözlerinden geleceği ezberledim. Ruhunla konuşur gibi baktım sana, ama sen… sanki hiç olmamışım gibi çekildin içinden. Şimdi ben, adını anmadan seni yazmanın yollarını arıyorum. Çünkü bazı acılar dillendirilmeyecek kadar kutsal, bazı kayıplar sadece içimizde gömülür.
Zor günler geçmek içindir. Unutma, her gecenin sabahı, her yaranın bir kabuğu vardır. Sahipsiz kaldığını sandığın her an, aslında Rabbin sana en yakın olandır. Kuyuların da sahibi O’dur, gökyüzünün de… Ve gökyüzünün kıymetini en iyi kuyudan çıkan bilir. Düştüğümde değil, kalkmayı seçtiğimde yazıldı kaderim. Acımasız gecelerde içimi ısıtan, umutla dolu bir duadır. Evet, yaralıyım… Ama her yara geçmek için açılır. Ve bazen yaradan ölsek bile, Acı bile zamana yenilir. İyileşeceğim. Belki aynı ben olmayacağım ama daha güçlü bir ben olacağım. Ve şunu da öğrendim: Ben kendime inandıktan sonra, Kalabalıkların alkışına, kimsenin onayına ihtiyacım yok. Çünkü hakikatin sesi, kalabalıktan değil, içten gelir. C.S
Demir, doğanın bağrından çıktığında sıradandır. Serttir ama kırılgandır. Kendine bir yön veremez. Ne bir kılıç olabilir ne de bir köprü… Ta ki ateşle tanışana dek. Ateşin alevinde kıvrılır, erir, şekil alır. Acı çekercesine değişir. Ama sonunda, çelik olur… Güçlü, dayanıklı ve anlamlı… İnsan da böyledir. Yaşamın darbesiyle ilk kez sendelediğinde, anlamaz nedenlerini. Her acı, her yıkım bir boşluk gibi görünür. Fakat zamanla fark eder ki, en derin yaralar karakterin mimarlarıdır. Her gözyaşı, içsel bir dönüşümün habercisidir. Her terk ediliş, içindeki özle tanışmanın davetidir. Zorluklar, insanın özünü döver. Sıkıntılar, ruhun demirini ateşle buluşturur. Kolay geçen bir hayat, nadiren iz bırakır. Ama acıyla yoğrulan bir kalp, bir gün başkalarına sığınak olur. O yüzden yılma. Çünkü yanarken bile bir şeyler inşa ediyorsun içinde. Ve bil ki çelik, demirin ateşte sabırla beklemesinden doğar. C.S