Oblomov içini çekti:
-Ah! Bu hayat, dedi.
-Nesi varmış bu hayatın?
-İnsana rahat vermiyor. Başını derde sokuyor. Ne olur, şöyle bir yatıp uyuyabilsem...
Hiç kalkmadan...
Ah mutluluk!
Mutluluk!
Sen ne kadar zayıf, ne kadar cılız bir şeysin!
Duvak, portakal çiçekleri, aşk...
Bunlar güzel ama para nerede?
Ey aşkın meşru temiz mutluluğu!
Demek seni de satın almak gerek?
Hile bozuk para gibidir: Onunla büyük şeyler satın alınmaz.
Bozuk para ile bir insan ancak birkaç saat yaşayabilir.
Hile ile bir şeyi gizleyebilirsiniz, bir adamı aldatabilirsiniz, ama onunla geniş bir ufka varamazsınız, büyük olayları bir sonuca götüremezsiniz.
Demek aşk da geçiyor. Bense öyle sanıyordum ki aşıkların hayatı sıcak bir öğle vakti gibi rüzgarsız, harketsizdir. Halbuki sevgide de rahat yok. O da değişiyor, durmadan değişiyor... Bütün hayat gibi..