Hemdem

Önceden duyduğun laflar seni yatak döşek yatırırken belli bir eşikten sonra hiçbir etkisi olmuyor. Gülüp geçiyorsun. O eşik 15 yıl öncesi 2.evre troid kanserinden çıkardığım dersler, sonrasında ilimle meşguliyetin getirdiği bakış açısı. Burda bazen boşverin takmayın serzenişlerim ondan. Yoksa dertleri küçümsediğimden değil.Tam moralimi bozacak birşey olduğunda amaan değmez diyorum. Bunu devamlı yapınca nefsin tuzaklarını da fark etmeye başlıyorsun. Eğer birşeyi 2 kez düşünüyorsan bil ki sende o tuzaktasın. Seni o konuya odaklandırıp neler neler yaptırmaz insanlar cinnet bile geçiriyor.Ve dikkat edin ölümle burun buruna gelen ya da derin acılar yaşamış insanlar hayatı daha pozitif yaşarlar.Aldığı nefese ve herşeye şükrederler. Çünkü hiçbirşeyin dünya için değmeyeceğini bilirler. Moral çok önemli tekrar ediyorum melankolik takılmak, şöyle naifim böyle ponçiğim, hep kalbi kırılan benim, haketmedim, dur şu uçan kuştan bir nem kapayım,küseyim, kızayım, ay dur şuna bir anlamlar yükleyeyim, anlaşılmayı bekleyeyim, sevilmediğimin üstüne gurk yatayım, şu olayı lastik gibi uzatayım, vs. Modunda yaşamak kanser eder. Ve en zararlı siz çıkarsınız. Elinizden geldiğince hayattan keyif almaya bakın. Boşverin insanların ne düşündüğünü ne yaptığını biz kendimizden mesulüz. Doğru inandığın şeylerde gaza bas o manzarayı geç gitsin.
Duygu ve Düşünce
Reklam
Süresiz nafakanın iptaliyle ilgili kadınlara sorulan bir videoya denk geldim. Vermeli diyenler ; mehir var, iddet dönemi yine nafaka erkeğe aittir, çocuğa zaten bakmakla mesûldur. Onun dışında boşanma gerçekleştiyse kocanın rızası dışında nafaka almak haramdır. Peki sonrası ne olacak? Baban bakacak yoksa erkek kardeşler, yoksa, amca, dayı vs. bakmadılarsa devlet, o da bakmadıysa haremlik selamlığa dikkat edecek, helali haramı gözeterek çalış. Olmaz dersen yeniden evleneceksiniz ki zaten bu da toplum düzenini korur. Burda sahip çıkma anlamında erkeklere (baba, abi, amca, dayı vs.) çok iş düşüyor. Şimdi sahip çıkma yok. İslam dini yaşansa güllük gülistanlık olacakta işte..Bir de evliyken eyvallahınız yok, senin parana tamah etmem, ben kendi ayaklarımın üstünde duracağım diye çalışıyorsunuz. Peki boşandıktan sonra neden tamah ediyorsunuz?
Tefsir : Ruhul Beyan, Hakk'ın Daveti, İmam Gazâlî
Önce deftere sonra içime sinmiyor başka bir karalama defterine, o da içime sinmiyor tablete aktarıyorum. Bir kaynak başka bir kaynak daha derken aç gözlüyüm. Tekrar başka bir kaynak kitaba bakıyorum yetmiyor, İslam ve ihsana, ordan sorularla İslamiyete, ordan ChatGPT'ye. Bazen acaba bu da nefsimin tuzağı mı diyorum ama süzgeçten geçirerek damıttığımı yazıyorum.Eşimi de editör olarak kullanıyorum. Anlaşılmayan, akışı olmayan yerleri çıkarma. Eklemem gereken şeyleri önermesi vs..Geçen baktım da 7 kitap okuyor muşum🤭hani vakit mi var. Tefsir zaten lahana gibi katman katman. Tavsiyemdir tefsirle meşgul olun.Bazen dini kitaplar bizi oyalıyor mu acaba diye düşünüyorum. Sebebi : Halifeliği döneminde Hz. Ömer, dönemin en meşhur şairlerinden olan Lebîd'den kendi şiirlerinden okumasını istemiştir.Lebîd bu talebe karşılık Bakara Sûresi'ni okumaya başlayınca Hz. Ömer durumu fark ederek "Ben senden kendi şiirini okumanı istiyorum" demiştir.Bunun üzerine Şair Lebîd, "Allah bana Bakara ve Âl-i İmrân sûrelerini öğrettikten sonra şiir söylemeyi bıraktım/şiir aklıma gelmedi" diyerek Kur'ân'ın üstünlüğünü ve belâgatini ifade etmiştir.Ayrıca Hz. Peygamber, "Şairlerin söylediği en doğru söz, Lebîd'in şu sözüdür" diyerek onun "Allah'tan başka her şey bâtıldır/boştur" beytini övmüştür.Demem o ki kitaplarda uyarıcı elbet ama neyse anladınız siz işte.
Ah 1k ah saçlarımıza aklar düşürdün!
Eski iletiler ve alıntılar nereye gitti ya hu!? Basıp eskilerden arıyorduk.Yerine tekrar paylaşımlar gelmiş.
Watsap durumda şöyle birşey okudum "Belki sana hakkıyla ibadet edemiyorum ama vallahi direniyor, nefsimle savaşıyorum.Yardım et bana, Allah'ım." Nedense bu dua bana iddialı geldi.Mütevazı bir üslupla söylenmesi kulluk edebine daha uygundur. "Allah'ım, Sana hakkıyla ibadet edemediğimi biliyorum. Nefsimle mücadele etmeye çalışıyorum, fakat gücüm ancak Senin yardımınladır. Bana yardım et, beni nefsimin eline bırakma." Veya: "Allah'ım, kusurlarım çoktur. Sana layık bir kul olamıyorum. Beni nefsime karşı muzaffer kıl ve kulluğumu güzelleştir." Tasavvuf büyükleri, amellerine güvenmekten çekinmişlerdir. Mücadele etseler bile "Ben savaşıyorum" demekten ziyade "Savaşmaya çalışıyorum, muvaffak eden Sensin" demeyi tercih etmişlerdir. Çünkü nefisle mücadelede başarı da gayret de nihayetinde Allah'ın tevfikiyle olur.
Reklam