Ağırbaşlı bir hüznün dostluğuyla dolu, geçmiş zaman anılarına ihanet etmişçesine sıkı sıkıya kapatırsın dudaklarını.
Susarsın.
Oysa ne çok boğuldun suskunluğunda.
Ortalık iyice karardığında, etrafındakiler seçilmez olduğunda, birileriyle yüz yüze gelecek istek kalmadığında içinde, artık gitmelisin. Bakışlar iyice bulanıklaştığında gitmek gerek; başka coğrafyalara, başka sokaklara, gökyüzünün henüz aydınlık vermeye devam ettiği yerlere.
Altmışikiden tavşan yapmayı matematik problemi zanneden bir çocuğun çaresizliğine benziyor yaşadıklarım. Elde var olan şeyler sonuca ulaşmaya yetmiyor. Tüm uğraşlarımın beyhude olduğunu fark ettiğimde yeniden başa dönüyorum.