Sevilmekle değil, sevmekle,
Kalp kutludur;
Almakta değil, vermekte,
İnsan aradığını bulur;
Neye özlem duyuyorsan, ne ise ihtiyacın
Ver ki
Ruhun beslensin
Yaşadığını bilesin.
Çoğu insan dünyadaki mutsuzluğun sebebinin bencillik olduğunu söyleyecektir. Öte yandan bunun kendilerinin değil, başkalarının bencilliği olduğu şeklinde ruha zarar bir aldanma içindedirler. Bütün mutsuzluklarınızın sebebinin kendi bencilliğiniz olduğunu itiraf etmeye gönüllü olduğunuzda mutluluğun kapılarına yaklaşırsınız, ama mutluluğunuzu çalanın başkalarının bencilliği olduğuna inandığınız sürece kendi yarattığınız ıstırap ve sıkıntıyı çekmeye mahkumsunuzdur.
Ciddi bir gözlem ve düşünme sonucu hikmet yoluna girenlerin dışında herkesin mutluluğun arzuları doyurmakla elde edileceğini sandığını anlarız. Bu kökü cehalet toprağında olan ve bencilce özlemler tarafından sürekli olarak sulanan inançtır dünyanın bütün mutsuzluklarının sebebi. Arzu kelimesini kaba hayvani iştahla sınırlamıyorum; arzu daha yüksek ruhsal alana da uzanır. Orada daha güçlü, kurnaz ve sinsi özlemler akıllı ve eğitimlileri, ifadesi mutluluk olan ruh güzelliği, ahengi ve saflığından mahrum ederek tutsak ederler.
İnsanın ihtiyaç duyduğu şey kurtuluştur ama bu zihinsel durumların çaresiz ve sadık kölesiyken hiçbir insan kurtuluşa eriştiğini sanmasın. İnsan "Ebedi Adalet"e, "Kadir-i Mutlak İyi'ye, "Sınırsız Sevgi"ye candan inanıyorsa nasıl korkar veya endişelenir? Korkmak, endişelenmek, şüphe duymak inkâr etmektir, inanmamaktır.
Başkalarının sizinle ilgili hüküm vermesine son verip kendi kendinizi yargılamaya başlayın. Kusursuz arınma ile karşılaştırılamayan ya da günahsız iyiliğin ışığını sürekli kılmayan eylemlerinizi, arzularınızı ya da düşüncelerinizi yargılamayın. Böylelikle evinizi "Sonsuzluk" kayasının üzerine inşa edersiniz, mutluluk ve rahatlık için gerekli olan her şey de size kendiliğinden gelir.