"... Ne istediğini ve bunun için neler yapması gerektiğini biliyordu. Yaşamakta olduğu değişim, yüzünden ve davranışlarından açıkça okunuyordu; artık kuşkucu, kararsız bir adam değildi. Zaman zaman gözlerinde bir kıvılcım parlıyor; hatta zihninde, daha önce düşünmeye cesaret edemeyeceği fikirler birer şimşek gibi çakıyordu: ..."
" “Ne oldu?” diye sordu Petroviç. Bu esnada gören tek gözünü Akakiy Akakiyeviç’in üzerindeki üniformanın yakasından başlayıp kollarına, oradan da sırt ve bel bölümüne, düğme iliklerine doğru gezdirerek inceliyordu. Hepsi kendi elinden çıkmış olduğu için gördükleri son derece tanıdıktı. Bu tavır terzilere has bir alışkanlıktır aslında; birisiyle karşılaştıklarında ilk yaptıkları şey budur."
"... genç adam elleriyle yüzünü kapatıp insan denilen varlığın ne kadar acımasız olabildiği; ince, kültürlü, terbiyeli kişilerde (Tanrım!), hatta toplum tarafından asil ve şerefli insanlar olarak kabul görmüş kişilerde bile ne kadar gaddarca bir yan olabildiği gerçeğini gördükçe, derinden sarsıldı."
"... Artık öyle bir noktaya geldik ki, insanlar şahıslarına yöneltilen bir suçlamayı, mensubu oldukları topluluğun tümüne yöneltilen bir saldırı olarak değerlendiriyor... "