İslamiyet hakkındaki düşüncelerimiz, temelde ebeveynlerimizden ve içinde yaşadığımız toplumdan öğrendiğimiz bilgilerle sınırlı kalıyor. Sorgulayınca, “Aman ha yanarsın!”, “Çok sorgularsan tırlatırsın!” gibi söylemlerle çoğu kez önümüz kesilmiştir. Peki, Yaradan’ın “Oku” diye öğütlediği insanlık, neden araştırmaktan ve sorgulamaktan geri dursun? “Düşen bir uçakta inançsız kimsenin bulunmaması (!)” insanın yaratılışı itibariyle özünde sorgulayan ve inanca muhtaç bir varlık olduğunu göstermektedir. Kur'an-ı Kerim mana yönünden insanlığa gönderildiği şeklini korumaktadır; fakat indiği tarihten günümüze kadar toplumların dili ve edebi anlayışları değişkenlik göstermiştir. Günümüz çağına uygun bir akaid çalışması olan Yeni Yüzyılda Nasıl İnanmalı?; yüce dinimiz İslam’ın inanç temellerini ve kitabımız Kur'an-ı Kerim’deki ayetlerin bu temelleri nasıl desteklediğini, günümüz diline uygun olarak en güzel biçimde kaleme almış ve bizlere sunmuştur. Emeği geçen herkesten Allah razı olsun.
Kendisini inançsız olarak tanımlayan kimseler bile, büyük bir çıkmazla ya da felaketle karşı karşıya geldiğinde, özünde var olan inancı dışa vurmuş ve her şeyin üstünde yüce bir güce inanma eğilimlerini ortaya koymuşlardır.