Acılar yok olsun!
Yok olsun!
Ve yenilenmiş yürekler
Sonsuz sevinçlere yuva olsun!
Aydınlık günü getiren ışık
Kovalarken kara korkuyu
Soğuk ve karanlık soluk soluğa:
Çünkü ışık ve sıcaklık kovalıyor onları
Çürük kokusu artık yok olmakta
Her yanda yalnızca gül kokuları.
Halife Mansur’un çok ibadet eden Cafer diye bir oğlu varmış. Öyle ki odasına kapanır sadece Kur-an okur kimseyle konuşmazmış. Bir gün Halife Mansur öldüğünde vezir Cafer’in odasına dalmış. Cafer her zamanki gibi Kur-an okuyormuş.
Vezir demiş ki “ey Cafer kalk ve hazırlan, baban öldü artık halifelik koltuğuna geçiyorsun.” Cafer kafasını kaldırmış Kur-an’ın kapağını kapatıp kenara itmiş ve demiş ki “artık seninle işimiz bitti.”
Demem o ki dostlar sünnilere sakın güvenmeyin!
"Aile gerici bir kurumdur, insan özgürlüğünü yok eden zulüm yuvasıdır. Bu yuvada insan kişiliği zincire vuruluyor. Kişilik erozyonuna uğrayan insan, sömürüye ve zulme daha kolay boyun eğiyor."
Yoğun yalnızlık dönemlerin en sadık dostudur kitaplar...
Bazen gaflete kapılır, unutursun onları. Uzaklaşır, aklına bile gelmezler ama hele bir yalnızlık çöksün, hele bir anlaşılamamanın verdiği acı sarsın dört bir tarafını işte o zaman sadık dostun kapısını bir kez daha çalar insan tüm sadakatsizliğiyle. O sadık dost her zamanki gibi sadakatini yine konuşturur, açar sana kapısını ardına kadar, sarap sarmalar, yaralarına merhem olmaya çalışır tüm merhametiyle.