bir eseri meydana çıkarmak için dokuz on yıl çabalarlar. Bu kadar uykusuzluk, zahmet, çalışmadan sonra, uykunun zevkini tatmadan geçirilmiş bu kadar geceden sonra elde ettikleri ödül nedir? Pek az sayıda okurun alkışı, yani dünyanın en boş, en havai şeyi.
Zira burada bu defa, sülükler örneği dillerini kullanır gibi görününce kendilerini birer küçük tanrı sanan ve Latince bir nutukta, sözü bilmece haline koyan, birkaç Grekçe kelimeyi ipsiz sapsız bir halde karıştırmayı harikulade bir şey sayan günümüzün retorik bilimi hocalarını taklit etmek istiyorum. Bunlar hiçbir yabancı dil bilmezlerse küflü bir kitaptan birkaç eski kelime çıkarır ve okuyucunun gözünü kamaştırırlar. Bunları anlayanlar, kendi engin bilgilerinden lezzet duymak fırsatını bulurlar ve böylece gururları okşanır; anlamayanlara anlaşılmaz görünmeleri oranında da hayranlık konusu olurlar. Zira, uzaktan gelen şeylere hayran olmak, dostlarım için az bir zevk değildir. Eğer bu sonuncular arasında, bilgin geçinmek isteyecek kadar boş olanlar bulunursa, küçük bir memnuniyet gülümsemesi bir onaylama işareti ve eşeklerinkine benzer bir kulak hareketi, cahilliklerini başkalarının gözünde örtmek için yeterli olacaktır... Fakat eşeklerinkine benzer bir kulak hareketi, cahilliklerini başkalarının gözünde örtmek için yeterli olacaktır...
Doğrusu şu insan türü, bana karşı pek nankör! Onlar uyruklarımın en sadıklarıdır; bununla beraber, adımı herkesin içinde taşımaktan o kadar utanırlar ki, onu başkalarında bir şerefsizlik ve alçaklık belirtisi olarak ayıplarlar. Fakat, Thales[3] kadar bilge olduklarının zannedilmesini isteyen o mükemmel deliler, kendilerine Morosophe yani Bilge-deli adı takılmasına hak kazanmazlar mı?