Mehmet

beni tanımlamak bana sınırlar çizmektir; oysa kudretimin sınırı yoktur.
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Beni, olduğum gibi, kim benden daha iyi tasvir edebilir? Meğer ki beni, kendi tanıdığımdan daha iyi tanıdığını iddia eden biri bulunsun. Zaten, böyle yapmakla, bilgelerin ve büyüklerin çoğundan çok daha büyük alçakgönüllülükle hareket ettiğime inanıyorum. Onları kötü bir utanma alıyor. Kendi kendilerini övmeye cesaret edemiyorlar, fakat çoğu zaman dalkavuk bir şakşakçıyı, sahtekâr bir şairi yanlarına çağırıyorlar: o da para karşılığında, onları övmeyi yani onlara yalanlar söylemeyi üstleniyor.
Ama doğrusu, insanların bana karşı nankörlüğüne hayranım.
Öyle ya, insanların hepsine izin verilen eğlenceleri, yazarlara yasak etmek pek haksız olmaz mı? Zira, yazarların eğlenceleri faydalı olabildiği gibi, biraz sağduyu sahibi bir okuyucu, birçok kişinin tantanalı eserlerinden çıkaramadığı faydayı, bazen bunlardan çıkarabilir. Biri, her taraftan çalınmış cümleler sayesinde rengârenk bir hale konmuş bir nutukla retorik ve felsefeyi terennüm eder: öteki bir prensin övgüsünü yapar: şu adam milletleri Türklere karşı savaşa yöneltmek için vaaz verir; bir başkası istikbalden haber vermeye kalkışır; bir başkası da zihinsel varlıklar üzerine tartışmayla vakit geçirir. Ciddi şeyleri alaylı bir tarzda incelemek kadar çocukça bir şey nasıl yoksa, alayları ciddi inceler görünmek kadar da alaylı bir şey yoktur. Bu eser hakkında hüküm vermek halka düşer, fakat özsaygım gözlerimi bürümüyorsa, deliliğe övgü, tam bir deli eseri değildir, derim.
insanların hepsine izin verilen eğlenceleri, yazarlara yasak etmek pek haksız olmaz mı?