Mehmet

Tek bir insanın, yalnız bir insanın güldüğüne pek az raslanır
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Kişi yalnız yaşayınca anlatmak denen şeyin bile ne olduğunu artık bilemez hale geliyor
Ben yalnız yaşıyorum, yapayalnız. Kimseyle konuşmuyorum, hem de hiçbir zaman; ne kimseden bir şey alır, ne kimseye bir şey veririm.
Eğer yanılmıyorsam ve bu işaretler yaşantımda yeni bir sarsıntının öncüleriyse o zaman yandık demektir. Öyle ahım şahım bir yaşantım olduğundan değil bu korkum, öyle oturaklı, değerli bir ömür geçirdiğim yok. Doğacak olan, tüm benliğimi kuşatacak olan şeyden korkuyorum. Yine nerelere sürükleyecek bu sarsıntı beni?
Ne işim vardı burda? Niçin konuşuyordum bu insanlarla? Bu saçma sapan kılığa neden girmiştim? Tutkum oluvermişti. Yıllar yılı beni oraya buraya sürükleyip duran, dalga dalga alıp götüren bu tutku değil miydi? Ve işte şimdi kendimi bomboş duyuyordum. Ama beter olan bu değildi. Önüme, bir tür gevşeklikle konmuş, kocaman, kocaman olduğu kadar da yavan bir düşünce vardı. Neydi, nenin nesiydi pek bilmiyorum, ama öylesine midemi bulandırıyordu ki bakamıyordum bu koca ve yavan düşünceye. Tüm bu olup bitenler, Mercier'-nin sakalından çıkan kokuyla karışıyordu bende: Tepem attı, öfkeyle silkinip, kuru bir sesle: — «Teşekkür ederim, sanırım yeter derecede dolaştım: artık Fransa'ya dönmem gerekiyor,» dedim. Bir gün sonra da bir gemiye atladığım gibi Marsilya'nın yolunu tuttum.