Zlyh

İÇE KAPANIŞ Derdim: yeter, sakin ol, dinlen biraz artık; Akşam olsa diyordun, işte oldu akşam, Siyah örtülere sardı şehri karanlık; Kimine huzur iner gökten, kimine gam. Bırak, şehrin iğrenç kalabalığı gitsin, Yesin kamçısını hazzın sefil cümbüşte; Toplasın acı meyvesini nedametin Sen gel, derdim, ver elini bana, gel şöyle. Bak göğün balkonlarından, geçmiş seneler Eski zaman esvaplariyle eğilmişler; Hüzün yükseliyor, güleryüzle, sulardan. Seyret bir kemerde yorgun ölen güneşi Ve uzun bir kefen gibi doğuyu saran Geceyi dinle, yürüyen tatlı geceyi. Charles BAUDELAIRE Charles Baudelaire Çeviri : Sabahattin EYÜBOĞLU
Reklam
Mağlup mu desem mahçup mu? Ama ikisi de değil Ben garip, sen güzel Dünya umutlu Öyle bir tuhafım bu akşamüstü Ahmed Arif
Ey yeşil sarıklı ulu hocalar bunu bana öğretmediniz Bu kesik dansa karşı bana bir şey öğretmediniz Kadının üstün olduğu ama mutlu olmadığı Günlere geldim bunu bana öğretmediniz Hükümdarın hükümdarlığı için halka yalvardığı Ama yine de eşsiz zulümler işlediği vakitlere erdim Bunu bana söylemediniz İnsanlar havada uçtu ama yerde öldüler Bunu bana öğretmediniz Kardeşim İbrahim bana mermer putları Nasıl devireceğimi öğretmişti Ben de gün geçmez ki birini patlatmayayım Ama siz kağıttakileri ve kelimelerdekini ve sözlerdekini nasıl sileceğimi öğretmediniz. Bir kentten daha geçtim Buğdayları yakıyorlardı Yedikleri pirinçti Birbirlerine açılan borular gibi üfürüyorlardı Sonra birbirlerinden borular gibi çıkıyorlardı Pirinçler gibi çoğalıyorlardı Atlarını yalnız atlarını cana yakın buldum Öpüp çıkıp gittim yelelerini
Filistin
Nereden, nasıl başlasam, anlatmam kolay olmayacak..
Kalbi kaşınmaya devam ederken kitabın ortasındaki cümleyi okudu:" Seni güzel değil çirkin kılıyorsa, yararlı değil zararlı kılıyorsa, merhametli değil acımasız kılıyorsa, en çok da kendine karşı acımasız kılıyorsa o şeyi suya atmalısın. İçimdeki taşı suya attım. " Handan Acar Yıldız
Reklam