Yazmak da konuşmak gibidir. Nasıl ki konuşurken aklınıza bir şey gelince dağılır, toparlayamayınca susarsınız, yazarken de öyle olur. Kalemi bırakırsınız, aklınıza takılanların geçit törenini seyredersiniz. Sonra zihninizde sualler belirir, fakat bazılarına cevap veremezsiniz. Çünkü cevap sandıklarınız bahanelerinizdir.
YAĞMURUN GELİNİ
Merhaba arkadaşlar bugün Semra un tavsiyesiyle okuduğum harika bir eserle karşınızdayım. Sinan Akyüz'den okuduğum üçüncü eser ve her eser ayrı bir keyif, ayrı bir etkisi altında bırakıyor. Sinan Akyüz yine gerçek hayatın içinden, derin acılarla yoğrulmuş ama bir o kadar da güçlü bir hikaye sunuyor bizlere. Aşkın, sabrın, fedakârlığın ve kaderin nasıl iç içe geçtiğini sayfalar boyunca iliklerimize kadar hissediyoruz. Okurken kimi yerlerinde gözlerim dolu dolu oldu, kimi zaman da umutla doldu içim. Beni en çok etkileyen şey ise hikâyenin gerçeklik hissi.
Eser bizleri 1959 yılı Kilis Atmalı köyüne götürüyor. Köyün güzeller güzeli Delal , ailesi tarafından sevilen ve özellikle abisiyle birlikte olan kardeşlik bağlarına hayran bıraktı. Abisiyle birlikte ata binen, atışlar yapan ve yağmuru seven hatta düğünün de yağmur yağmasını diler Delal. Şiyar köyün delikanlı gençlerinden ve Delal'a sevdalı. Tâbi ki bu sevda karşılıklı. Delal ve Şiyar'ın düğün hazırlıklıkları başlar, düğünün son saatlerine kadar damat Şiyar ortalıklarda yok. Şiyar'ın atı düğün meydanına gelince Delal ona birşey olduğunu anlar ve ata binip onu Şiyar'a götürmesini ister. Maalesef düğün meydanına Delal Şiyar'ın cenazesiyle gelir.
Şiyar'ın ölümünden sonra Delal'in bütün hayatı değişir. Araya töreler girer. Az çok bu tür durumlarda törenin ne istediğini hepimiz duyduk biliyoruz, tabi ki Şiyar'ın kardeşiyle evlenmesi isteniyor. Farklı bir köyden ziyarete gelen Mamo Delal'a bir teklif sunar. Delal ise bu teklifi kabul eder. Bundan sonrası Delal'i zorlu bir hayat bekliyor. Bundan sonrasını size bırakıyorum anlayıp daha fazla verdiği etkiyi yok etmek istemiyorum, siz biran önce alıp okuyun derim
Duygusal ve iz bırakan gerçek bir hikaye arıyorsanız bu eser tam size göre. Ben şiddetle
Bu topraklar kanla, gözyaşıyla ve alın teriyle var olmuştur. Bizler bu topraklar üzerinde doğup büyümüşüz, vakit geldiğindeyse bu topraklara gömülmüşüz. Nefes aldığımız bu topraklarda kaç nesilden beri yaşayıp gideriz. Yaşamak için toprak şarttır oğul.