"Bu lavanta çayı." Boğazımı temizledim. "Lilac bana yalnızca bununla uyuyabildiğini söyledi. Taze lavanta olacak, sahte boklardan değil. Onun sözleri."
...
"Bittiğini sanmıştım." Tereddütle uzandı, kupayı benden alıp göğsüne bastırdı.
Elime enseme götürerek hafifçe kaşıdım. "Bitkisini aldım."
"Lanet bir lavanta bitkisi mi aldın? Neden?"
Gülüşümü bastırdım. Ona bahsettiğimde Rook da aynı tepkiyi vermişti. Başımı yavaşça sallayarak sözlerini onayladım.
"Çünkü sen seviyorsun."
"Ben burbon tercih ederim," dedi Silas sıvı gece gibi bir sesle. Çenesindeki kaslar seğiriyordu. "Ayrıca et yemiyorum."
Yüzümdeki şaşkınlığı gizlemeye çalışsam da ona baktığımda zorlanmıştım. Burbon olayından haberim vardı ama et olayını bilmiyordum.
"Ne zamandan beri?" diye sordum.
Silas bana doğru eğildiğinde gözlerindeki sert ifade yumuşamış, dünyanın en sıradan olayından bahseder gibi konuşmuştu. "Kokusunu sevmediğini söylediğinden beri."
"Sen benim karımsın, Coraline Hawthorne. Eğer seni korumak için binlerce adamın kanıyla kaplanmam gerekiyorsa yaparım. Kimse bana hesap vermek zorunda kalmadan sana zarar veremez."