... "Eğer başına bir şey gelirse, mezarının başında ağlayıp seni geri getirmeleri için birilerine yalvarmayacağım."
Sevgiye dair hiçbir şey anlamayan birine nefes alma sebebinin kendisi olduğunu nasıl anlatırdınız? O olmadan zaten öleceğimi, var olmamın tek nedeninin o olduğunu nasıl söyleyecektim?
"İntikam peşinde koşmayacağım." Sesim hafifçe çatladı. "Sonu olmayan bir savaş başlatacağım."
"Sen neden buradasın?" Aynı soruyu ben de ona yönelttim.
..."Gelmeyeceğin tek yerin burası olacağını düşünmüştüm."
Kaşlarımı çatmaktan kendimi alamadım. Dudaklarımdan alaycı bir gülüş fırlarken başımı iki yana salladım. Birkaç adım atıp odanın ortasına ilerledim.
"Anlamıyorsun, değil mi?" dedim dilimin ucuna kadar gelen öfkemle. "Senin olduğun ve benim peşinden gelmeyeceğim hiçbir yer yok."
"Hey, burada güvendesin. Benimle güvendesin."
Dudaklarımız arasında ince bir perde çekecek kadar uzaklaşan ilk o olmuştu. Gözlerimi birkaç kez kırpıştırdım ve beni izleyen gözlerine baktım.
"Ben..." Sesim kısıktı. "Seni öpmeden ölmek istemedim bunun nasıl bir şey olduğunu bilmeden ölmek çok zalimce olurdu."
...
"Sevgili hayaletim," diye fısıldadı. "Seninle işim bitene kadar ölmeyeceksin."