"Mantı mı daha lezzetli, yoksa bu yemekler mi?"
Mo Ran yemek konusunda, tıpkı insanlara olan yaklaşımı gibi, çok inatçı ve sadıktı. Başını yana eğerek, parlayan siyah gözleriyle Shi Mei'ye bakıp sırıttı:
"Mantı."
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Shi Mei, kitap yığınları arasında yuvarlanıp delirmiş gibi gülen Mo Ran'ı gördü.
"Ran, ne yapıyorsun böyle?"
Mo Ran irkilerek hızla doğruldu. Telaşla tüm çizimleri kapatmaya çalıştı. Ciddi bir ifadeyle,
"Ye-yerleri siliyorum..." dedi.
Shi Mei gülümsemesini tutamadı.
"Kıyafetlerinle mi yerleri siliyorsun?"
"Şey... Bez bulamadım da..."
Normalde rakibini alt etmek, intikam almak, Mo Ran 'ı mutlu etmiş olmalıydı. Artık onu durduracak kimse kalmamıştı. Mo Ran başlangıçta kendisinin de böyle düşündüğünü sanıyordu. Fakat belli ki öyle değildi. Shizun'u öldüğünde nefretle birlikte başka bir şey de gömülüp gitmiş gibiydi.
Uzaktan Kalınbağırsak Chang'ın öfkeli sesi duyuldu.
"Mo Ran, bekle sen! Seninle işim bitmedi!"
Mo Ran, Danxin Sarayı'nın dışına çıkmış, uzaktaki gece manzarasına bakıyordu. Gözlerini kısıp alaycı bir iç çekişle, "Çok korkuyorum!" dedi.
Xue Meng ona soğuk bir bakış atıp sordu:
"Neden korkuyorsun?"
Mo Ran, samimi bir endişeyle,
"Onun ailesi tuz satıyor ya... Ya tuzsuz kalırsak..." dedi.