Bilişsel açıdan gayet cimri olan biz insanlar hakikatin peşinde koşmuyor, daha önceden büyük kısmını kendimiz oluşturmadığımız ama tamamen bize ait sandığımız değerler dünyamızda duygusal süreçlerin etkisiyle ‘işimize gelen’ bakışlara sıkı sıkıya sarılıyor, kendimize koyduğumuz takozun keyfini sürüyoruz. Bu konfora başkaldırmaya çalışan bir avuç azınlık ise genelde kabuğuna çekilmek durumunda kalıyor. Yazarımız kitabında yönetenlerin, yönetilenlerin cimriliğinin ne kadar farkında olduğunu okurun yüzüne vurduğunda okurda tokat etkisi yaratıyor. İstediğimi elde etmek için tüm safsatalar mübahtır düşüncesi hakikatin önünde büyük bir engel olarak yüzyıllarca duracak gibi görünüyor.