Şimdi elli yaşında şair gibi “Yirmi beş yaşında yediğim bir kurşunla bugün ölüyorum” diyor.
Arada geçen bütün sonbaharların ve arada yağan bütün yağmurların biriktirdiği ölüm şimdi gözlerini dikmiş ona bakıyor. Kimse o gözlere geri bakamaz. Bakışlar yere düşer, göğe çevrilir, ufka kayar. “Gelecek ölüm: Gözleri gözlerin olacak.”
“Annem öleli iki yıl oldu ve onun ölümünden sonra evim hep dağınık, bir türlü toparlayamıyorum," diye yakındı genç kadın, "Sizce neden böyle?" Yüzünde bulutlanan hüznü dogru okuduysam, sorusunun cevabını bildiğinden emindim. 'Galiba annenizin gelip bütün o dağınıklığı sizin için toplamasını bekliyorsunuz," dedim. Mahzun yüzünde ufak bir gülümseme kıvrımı belirdi. Bazen dağılan ruhumuzu dış âlemde seyretmek isteriz. Simgesel bir eylemle, gideni geri döndürmek, ona yokluğunun ruhumuzda bıraktığı derin boşluğu göstermek isteriz. İnsan, okumaya doyamadığım bir şiir.