Utanç

8,0/10  (35 Oy) · 
68 okunma  · 
27 beğeni  · 
1.302 gösterim
J.M. Coetzee, 1999 Booker Roman Ödülü'nü alan etkileyici romanı Utanç'ta şiddetli, yoğun bir dönüşüm geçirmekte olan bir toplumun, yeni Güney Afrika'nın öyküsünü anlatıyor. İki kez evlenip boşanmış, bir kız babası olan, elli iki yaşındaki Profesör Lurie'nin öyküsünde, hem siyasal hem de kişisel dönüşümler, değişimler yaşayan sancılı bir toplumun insanını tanıtıyor. Bir kız öğrencisiyle girdiği ilişki sonucu okulundan ayrılmak zorunda kalan Profesör Lurie'yi arkadaşları dışlıyor, eski karısı da alaya alıyor. Lurie, kızı Lucy'nin çiftliğine sığınıyor, elinde kalan tek insancıl ilişki kızı ile olanıdır. Lucy'nin koşullarına ve ırk ayrımının yeni boyutlar aldığı bir topluma uyum sağlamak yolunda inançsızca sürdürdüğü çabaları, bir öğle sonrası kızıyla birlikte yaşadığı vahşi bir saldırıyla kesintiye uğruyor. Acımasız bir dürüstlükle yazan J.M. Coetzee, okura yumuşak bir roman sunmuyor, sert bir öykü anlatıyor, ama güçlü ve inanılmaz güzellikte, hem keyifli, hem kasvetli bir öykü. Baştan sona gereksiz tek bir sözcük ya da cümle içermeyen Utanç, Profesör David Lurie'nin düşüşünü anlatırken, daha ilk satırından kıskıvrak yakalıyor okuru. Lurie'nin kişisel öyküsüyle Güney Afrika'nın öyküsü iç içe geçiyor; beyazıyla siyahıyla bütün Afrikalıların uydukları kuralların tümü tersine dönüyor, çarpıtılıyor. Utanç, aslında insan olmanın ne anlama geldiğini araştırıyor. J.M. Coetzee, insanın içine işleyen gerçekleri yalın ama vurucu bir üslupla dile getirirken yaşayan en iyi romancılardan biri olmayı da hak ediyor.
(Arka Kapak)

Ödüller:
Booker Roman Ödülü, 1999
İngiliz Uluslar Topluluğu Edebiyat Ödülü, 1999
  • Baskı Tarihi:
    Aralık 2012
  • Sayfa Sayısı:
    253
  • ISBN:
    9789750700385
  • Orijinal Adı:
    Disgrace
  • Çeviri:
    İlknur Özdemir
  • Yayınevi:
    Can Yayınları
  • Kitabın Türü:
Rogojin 
 19 May 2016 · Kitabı okudu · 4 günde · Beğendi · 10/10 puan

Coetzee'nin kitabı bize türlü türlü şiddetle örülü dünyalardan bahsediyor: entelektüel şiddet, erkeğin kadına şiddeti, beyazın siyaha yönelik şiddeti, insanın hayvana şiddeti... çözülebilen ve çözülemeyen örnekleriyle bunlar hayatın bir parçası ve kitaptaki insanlar bir şekilde hayatta kalmanın yollarını bulmak zorundalar. Baş karakterimiz David'in entelektüel dünyası kızı Lucy'nin barınağında ufalanıyor ve onun Batılı değerleri çok da kabul görmüyor; ancak Lucy'nin yaşadığı yerde hiç birşey farklı değil: onlar da barınakta sahipsiz köpekleri öldürüyorlar, bir tecavüz olayı yaşanıyor, olması gereken hiç birşey olmuyor. Siyahlarla beyazlar arasında aşılamayan sınırlar nasıl siyahların G. Afrika'daki geçmişinin bir yansımasıysa kadınların yaşadığı şiddetler de öyle: onlar da erkeklerin kadına yönelik şiddet tarihinin bir yansıması. Lucy başına gelenleri bir anlamda siyahların yaşadığı zulümlerin beyazlara ödettiği kötü ama anlaşılabilir bir bedeli gibi görmeye çalışsa da görmemekte direndiği bir başka zulmün de uygulayıcısı kendisi: o da sahipsiz, kimsesiz, yaşlı hayvanları iğneyle uyutarak öldüren bir barınak işletiyor. Yorumcu arkadaşlar köpeklerin siyahların durumunu simgelediğini söylemiş, ama aslında öyle değil, bir hayvan hakları savunucusu olan Coetzee bu sonu gelmeyen şiddet sarmalında hayvanların da sorgusuz sualsiz yok edildiğini söylüyor; hayvanlara yapılanlar, insanın insana ve insan olmayan herkese ve herşeye yaptığı zulümlerin çok aleni bir örneği. Kitapta verilen barınak örneği hayâl değil; ABD'de, Avrupa'da her ne kadar 10-15 senedir bu politikaya karşı çıkan barınaklar olsa da genelde sahiplenilmeyen ya da terkedilen hayvanlar "uyutuluyor". Earthlings belgeselinde ya da youtube.com sitesinde izleyebilirsiniz. Coetzee kitap boyunca hayvanların barınaklarda öldürülüp fırınlarda yakılmasını anlatırken ana hikâyeye bu konuyu dahil ederek son derece etik bir bakış açısı sunmuş oluyor. Kitabın adındaki utanç acaba hangisi? David'in entelektüel utancı mı, Lucy'nin başına gelenlerin utancı mı, insanın hayvanlara yaptığının sebep olduğu utanç mı?

Oldukça sade, hem tasvirlerde hem de diyaloglarda son derece lezzetli bir anlatımla Utanç herkesin mutlaka okuması gereken kitaplardan bana göre. Kitap boyunca karakterlerimizi açık, duru bir biçimde tanırken hiç teklemeyen ve edebi lezzetini kaybetmeyen bir dilin tadını almak da çok güzel.

mehmet temiz 
15 Şub 23:14 · Kitabı okudu · 4 günde · Beğendi · 8/10 puan

kitabı okudum okumasına ama inanın bana buraya ne yazacağımı bilemiyorum.çünkü yazarın, nobel edebiyat ödülünü almasında en önemli payı olan bir kitabında anlatmak istediklerini tam olarak anlayamamış olmaktan ve kitabı yanlış değerlendirmekten çekiniyorum. kitapta,50 li yaşlarda, başından iki evlilik geçmiş ve bir de yetişkin kızı olan bir profesörün,bir öğrencisiyle girdiği ilişki ile başlıyor bütün olaylar. Konu bundan sonra bu kişinin her zaman ama mutlaka ,dolaylı veya dolaysız içinde bulunduğu bir olaylar zincirine bürünüyor.kitapta öncelikle bir Güney Afrika daki yaşamla ilgili acı gerçekler ve şiddet var.ayrıca dünyanın her yerinde olduğu gibi burada da yine özellikle şiddetlerden kadınların daha çok zarar gördükleri gerçeği de var.ve maalesef ne acıdırki yine kadınların bu şiddetlerden gördükleri zararları kabullenişleri veya kendilerini buna mecbur hissetmeleri konusu var. (burada bahsedilen şiddet,darp,gasp,tecavüz,fiziksel,ruhsal,cinsellik,korkutma,cinsellik karşılığında görevi kötüye kullanma ...vs. şeklinde olabiliyor).birde tabiiki hayvanlarla ilgili olan bölüm var.yani yazar o kadar çok gerçek anlatıyor ki kitapta ana tema olarak hangisine dikkatimizi çekmek istiyor bunu ben ayırt edemedim.belkide hepsini de ayrı ayrı bize göstermek istiyor.benim yazacaklarım bu kadar.okumak gerek.

Fatoş Çetiner 
01 Ara 2016 · Kitabı okudu · 23 günde · Puan vermedi

Yorum yapmamaya karar vermiştim ama bir iki cümle yazmak istedim; düşündüklerimin içimde kalmaması adına. Sanırım bu kitap benim boyumu aştı. Okumakta ya da kitabı anlamakta zorlanmasam da kendime ait bir çıkarım yapamadığım için kitabı sevemedim. Kitap hakkında okuduğum yorumlar, benim kitabı okurken veya bitirdikten sonra aklıma gelmeyecek seçeneklerle doluydu. Ayrıca her bir yorum farklı bir seçeneği göz önüne koydu. O yüzden sanırım bu kitabı okuyan herkesin kendine öz yorumu olacaktır. Kitabın iki ana kahramanı var. Bir tanesini anlamaya çalışmadım dahi ama diğerini anlamak istesem de anlamadım. Bu da insani duygularımız ve karakterlerimizle ilgili olmalı. Kısacası bu benim için karışık bir kitap oldu. Başından dediğim gibi sanırım bu kitap benim algılamalarım çok üstünde bir kitap.

ahmet Karakuzulu 
30 Mar 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

Güney Afrikada, bir üniversitede Profesör olan David, başından iki evlilik geçmiş ve yalnız yaşayan bir kimsedir. Yaptığı işi sevmeyen ve yalnız ve dağınık bir yaşamı olan David, cinsel güdüleri güçlü olan biridir. Karşı cinse bağlanamayan, paralı ilişkilerde çare arayan bir kişi olan David, bir öğrencisiyle ilişki yaşayınca , tüm yaşamı alt üst oluyor. Okuldan atılıyor. Sonrasında, uzun süredir görüşmediği , bir çiftlikte sıradışı bir yaşam süren kızı lucy'nin yanına gidiyor. Orda birlikte yaşamaya devam ederken ırkçılık kokan bir saldırıya uğruyorlar. Bu sadırı, baba ile kızın inaç dünyasını, değerlerini yerle bir ediyor. Roman, kısaca; baba ile kızın dönüşümünün hikayesi. Akıcı bir dili olan kitap, okunmaya değer.

Pelin Tunç 
12 Mar 2016 · Kitabı okudu · 2 günde · Beğendi · 10/10 puan

Roman Güney Afrika'da geçer. Doğal olarak kültürel yaşamları bize çok yabancı. İnsanları; vahşi, acımasız; dolayısıyla canilikler görmezden geliniyor - çünkü alışılmış ve normalleştirilmiş- , hatta bazı yerliler bu yaratıklara mahsus saldırılara bizzat gönüllü katılıyor. Bağlayacağım nokta işlenen olaylara objektif bakmak çok zor, şahsen okurken ister istemez sinirlerime hakim olamadım.

Toplumsal gelişme zaman içinde aşamalı olarak gerçekleşir, çoğunluğun etkin katılımıyla bedeller ödenerek modernleşme sağlanması daha kalıcı oluyor ve tam anlamıyla işlerlik kazanıyor. Fakat Afrika'da bu durum tepeden inme şehirleşmeyle sağlanmaya çalışılmış. Güney Afrika Cumhuriyeti'nde de ilkel yaşamdan şehir hayatına geçiş aşaması tamamlanamamış. Ülkenin başkenti Cape Town ile diğer yerleşim alanlarında yaşam biçimi çok farklı. Şehir hayatı global dünyayı yansıtıyor aslında. Afrika'da da olsa şehir hayatı kırsal kesime oranla evrensel ahlak kuralları kısmen uygulanabiliyor.

Yazarın üslubu son derece yalın okuyucuyu boğmuyor, işlenişi olay merkezlidir. Olayların sürükleyiciliğine kapılıp düz, sıradan diye anılacak kitap değil kesinlikle. Olaylar, toplumun değer yargılarındaki çelişkiler etrafında toplanıyor ve değerlere aykırı davranan Profesörün dolaylı ve doğrudan utancı. Bu da benim toplumsal normlarda neyin doğru neyin yanlış olduğunu sorgulamamı sağladı. Salt çoğunluğun kabul gördüğü değerler doğru mudur? Kafayı çalıştırmak önemli.
Yaradılış olarak insanlar güçlünün etrafında toplanır. İlkel toplumlarda güçlülük somut göstergelere dayanıyor. Kesmek, biçmek, öldürmek, siddet uygulamak, tecavüz etmek bazı göstergeleri. Güclüye koşulsuz bağlılık; kul köle ilişkisi gibi değil. Bağlılık, daha çok güçlü tarafından kendisine gelecek kötülüklerden muaf tutulmak.

Ayrıca çokça içerikte yer verilmiş olan köpekleri unutmamak gerek. Bence bu çelişkilerin önemli simgelerinden biri.

Okumanızı tavsiye ederim.

İrma Uğurlu 
12 May 10:13 · Kitabı okudu · 14 günde · 8/10 puan

Sanırım sonunda kitabı yerden yere vurup neden böyle bir son diye kendimden geçtiğim ilk kitap.Çünkü beklentilerinizle oynuyor bence Coetzee bu sizde büyük bir etki bırakıyor.David Lurie karakteri sevmediğim bir karakter oldu çünkü içinden geçenlerle gerçekte yaptığı eylemleri sürekli çelişiyor bu da hoşuma gitmedi açıkçası.Aslında belkide çoğumuzda var olan bir şey; yapmamız gerekeni bildiğimiz bir durumda yapamıyoruz. Bilmiyorum ben David kadar buzdolabı olma çabasında değilim :D O sürekli cool'luğunu korumaya çalışan biri.Sona doğru oldu olacak hadi dedim ha gayret david ama ''lanet herif'' diyerek bitirdim. İyi eğlenceler yine de David'i bir tanıyın derim( kızı da ayrı bi dert, neyse:D)

Ali TAHİR 
26 Ağu 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

52 Yaşında bir iletişim Profesörü, çekim Alanına Girdiği Öğrencisi ile yaşadığı ilişkinin çok büyük bir Utanç'a dönüşmesi.. Akabinde kariyerini yitirmesi, toplumdan uzaklaşmasıyla bedel ödemesi.. Aslında çok sıkıntılı şiddet içeren bir konuyu yazar gayet güzel bir yumuşaklıkla anlatmış. Bir solukta okunabilir nitelikte.Ayrıca ana karakterlerin ilginç ve tutarsız kişilik yapıları mevcut.. Güney Afrika'da ki siyahları hayvanlarla sembolize etmeye çalıştığını sonlarına doğru kafa yorarsanız Görüyorsunuz..

Ebru Verity 
04 Eki 2016 · Kitabı okudu · 5 günde · 8/10 puan

Sarsıcı bir hikaye, şaşkınlık verecek, herkesin cesaret edemeyeceği bir karar. Hikayeden çok, yazarın insanoğlunun en arı duygularını son derece detaylı ve sağlıklı analiz edişi beni çok etkiledi. Lucy kadar cesur olabilir miydim? Sanmıyorum.

Kitaptan 29 Alıntı

İlayda G. 
12 Nis 00:33 · Kitabı okudu · Puan vermedi

"Arada bir düşmek," diyor, "belki de bize iyi gelir. Kafamızı kırmadıkça."

Utanç, J. M. Coetzee (Sayfa 198)Utanç, J. M. Coetzee (Sayfa 198)
Fatma Özer 
25 Mar 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Belli bir yaştan sonra insan ders alamayacak kadar yaşlı oluyor.

Utanç, J. M. Coetzee (Sayfa 204)Utanç, J. M. Coetzee (Sayfa 204)
Yaren Korkmaz 
02 Mar 19:49 · Kitabı okudu · 8/10 puan

İnsan yaşıyorsa her şey yolunda demektir.

Utanç, J. M. Coetzee (Sayfa 138 - CAN Yayınları)Utanç, J. M. Coetzee (Sayfa 138 - CAN Yayınları)
Fatoş Çetiner 
09 Kas 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · Puan vermedi

"Köpekler bize kralmışız gibi davranıyor, bizse onlara eşya muamelesi yaparak karşılık veriyoruz."

Utanç, J. M. Coetzee (Sayfa 97)Utanç, J. M. Coetzee (Sayfa 97)
Gulan 
18 Eki 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · Puan vermedi

-Bir şeylerle uğraşmak istedim. Ama amacım yalnız bu değil. İnsan arkasında bir şeyler bırakmak istiyor. Kadınların işi daha kolay.
- Neden kadınların işi daha kolay ?
- Kolay derken, canlı bir şey yaratmaları daha kolay demek istiyorum.
-Bir baba olmanın önemi yok mu?
-Baba olmak... Anne olmakla karşılaştırılınca baba olmanın çok soyut bir iş olduğunu hissetmeden duramıyorum.

Utanç, J. M. Coetzee (Sayfa 79)Utanç, J. M. Coetzee (Sayfa 79)

Amma təcrübəmdən bilirəm ki,poeziya ya ilk dəfədən insana zövq verir,ya da,ümumiyyətlə,heç nə demir.İldırım çaxması kimi.Aşiq olmaq kimi.

Utanç, J. M. Coetzee (Sayfa 22 - Qanun)Utanç, J. M. Coetzee (Sayfa 22 - Qanun)

"Edip" faciəsinin son xorunu yadından çıxarmamağa çalışır: "Ölməyincə heç kimə xoşbəxt demə"

Utanç, J. M. Coetzee (Sayfa 7 - Qanun)Utanç, J. M. Coetzee (Sayfa 7 - Qanun)
Yaren Korkmaz 
08 Mar 17:50 · Kitabı okudu · 8/10 puan

Senin düşündüğün gibi insanlar başoyuncu ya da yardımcı oyuncu diye ikiye ayrılmazlar.Ben yardımcı oyuncu değilim.Benim kendime ait bir yaşamım var,senin ki nasıl senin için değerliyse benim yaşamımda benim için değerli. Kendi yaşamımda kararları kendim veririm .

Utanç, J. M. Coetzee (Sayfa 233 - CAN Yayınları)Utanç, J. M. Coetzee (Sayfa 233 - CAN Yayınları)
Yaren Korkmaz 
28 Şub 21:32 · Kitabı okudu · 8/10 puan

Şiir insanı ya ilk anda etkiler ya da hiç etkilemez. Bir anda zihninde ışık çakar ve bir anda karşılık verirsin. Şimşek çakışı gibi. Aşık olmak gibi.

Utanç, J. M. Coetzee (Sayfa 23 - CAN Yayınları)Utanç, J. M. Coetzee (Sayfa 23 - CAN Yayınları)
3 /

Kitapla ilgili 2 Haber

Beyin Geliştiren On Kitap
Beyin Geliştiren On Kitap Edebiyatın tedavi edici, sağaltıcı bir işlevi olduğu varsayımına dayanan bir grup bilim insanı, roman okumanın insan beynini geliştiren bir etmen olduğunu kanıtladı.