Yeni kitap yılımın ilk kitabı oldu Utanç. 2024’ün ilk kitabı olan İnsanlığımı Yitirirken gibi insanı yaka paça umutsuzluğun içine sürükleyen bir eserden daha iyi bir seçenek olduğuna şüphe yok. Fakat daha iyi bir başlangıç yapabilirdim diye düşünüyorum zira kitap beni çok yordu.
David, Cape Town’da bir üniversite profesörü, iki evlilik yapmış, ellilerinde dul bir adamdır. 20 yaşındaki genç bir öğrencisi ile her iki tarafın da rızası dahilinde bir cinsel ilişki yaşar ve bu olay hakkında soruşturma açılmasına ve üniversiteden uzaklaştırılmasına yol açar. Kitabın adına da bakınca kahramanın içine kapanıp derin bir muhasebeye girişeceğini düşünüyorsunuz ama her şey çok dinamik bir şekilde ilerliyor aslında. Evet, ortada bir muhasebe var fakat yaşadığı ilişki dışında bir çok şey üzerine. Her şeyin ortasında bir adam David. Duyguları, idealistliği, babalığı ne çok derin ne de zirveler de. “Çok da ses getirmeyen” üç kitap yazmış bir akademisyen, işine geri dönmek isteyip istemediğini bile bilmeyecek kadar heyecansız mesleğine karşı. Bir baba, fakat kızının hayatının neresinde durmak istediğini bilmiyor. Bir insan, fakat hayatı nasıl yaşamak istediğine dair bir fikri yok. İşte, hem bizden biri hem değil, karar veremedim.
Sert bir roman bu, ben kabuğunu kıramadım. Yer yer yarım bırakmak geçti aklımdan ama yılın ilk kitabında bari yapma dedim sonuna kadar gittim. Taciz, tecavüz, duygusal şiddet gibi tetikleyici unsurlar içeriyor kitap ve cesaretimi kıran en önemli şey de buydu kitapta. Coetzee! Sen bize ne yapmak istiyorsun diye çığlık atmak istiyorum.
Ahlaki sınırlar, meslek etiği, ırkçılık, ebeveynlik, hayvan hakları…bir çok konuya biraz biraz değinmiş yazar. Yazardan okuduğum ilk kitap olan Düşman’dan cesaret alarak başladım bu yolculuğa. Üzgünüm ama kendimi Coetzee’den