• Zweig bu kitabı Castellio’nun biyografini yazmasının çok faydalı olacağını belirten Matmazel Rosset’in önerisi üzerine kaleme alır. Castellio’nun yaşamı ilgisini çeker, savaşa karşı olduğunu ancak vicdanları susturmaya yönelik her despot iradeyle savaşı soylu gördüğünü belirterek, bu savaşı veren soylu kişilerin anılarını canlandırma adına çalışacağını yazar teşekkür mektubuna ve 1936 yılında kitabı tamamlar.

    Anlatılanlar 16. yy. Cenevre’de geçiyor. Katolik Kilisesine karşı başlatılan reform hareketleri içinde yer alan Protestan Jean Calvin, Zweig’ın mektupta bahsettiği vicdanları susturan despot iradedir. Zweig Calvin’i anlatırken zorba kimdir, neler yapar, neden yapar, hissettikleri nelerdir, neden taraftar bulur gibi sorulara karşılık buluyorsunuz. Zweig büyük olasılıkla bu kitabı yazarken Calvin’i kendi içinde bulunduğu dönemin faşist lideri Hitler’le özdeşleştirmiş olabilir diye düşünüyorum. Bu kitabı değişik coğrafya ve dönemlerde okuyanlar da mutlaka özdeşleştirecekleri bir despot, bir zorba bulacaklardır. Bu çağrışımı yakalayabilirseniz –ki bu zor olmayacaktır- kitapta yazılanlar daha anlamlı gelip, ilginizi çekecektir.

    Calvin fikirlerini aykırı bulduğu Serveto’nun yakılarak cezalandırılmasını sağlar. Yüzlerce insanın engizisyon mahkemelerinde cezalandırılması o dönem için aslında normal bir durumdur ancak bu cinayet Avrupa’nın birçok yerinde tepkilere neden olur bir fanatiğin sadece kendi öğretisini yaymak için neler yapabileceğinin bir işaretidir.

    Bu olay üzerine susturulan vicdanlar adına ses olan Castellio tüm gücü elinde bulunduran Calvin’e karşı büyük bir cesaretle bir tek o karşı çıkar. Tüm güçleri elinde bulunduran Calvin’e karşı tek silahı kalemidir. Onu destekleyecek cesur, güçlü dostları yoktur. Bu bağlamda çalışmasının sayfasına düştüğü ‘Sivrisinek file karşı’ notu yaptığının farkında olduğunu buna rağmen vicdanının sesini dinlemenin yaşamından önemli bulduğunu gösteriyor.

    Dindeki farklı yorumların sapkın olarak değerlendirilmemesini, kendi öğretisini şiddetle, barbarlıkla kabul ettirmesinin suç olduğunu, dünyada bir değil birçok hakikatin bulunduğunu, insanların bir arada yaşayabileceklerini anlatan hoşgörü manifestosu yazar. Sonrasında da Calvin’i suçlayan çalışmasında Serveto’nun yakılarak öldürülmesinin cinayet olduğunu nedenleriyle açıklar. Castellio’nun bu çalışmalarındaki fikirleri kendi zamanını aşan evrensel özelliğe sahiptir. Bu yüzden günümüzde de çıkarılacak dersler vardır. Tarihin değişik dönemlerinde sabit fikirli diktatörler çıkmıştır. Ancak hiçbiri tek bir din, tek bir fikir, tek bir ulus gibi özgürlüğü kısıtlayan, köleleştiren bir düzen dünyaya hakim olamamıştır, mutlaka özgürlük savunucuları çıkıp direnecektir.

    Stefan Zweig’in okuduğum ilk biyografi kitabıydı. Zweig tarihte yer alan bu olayın her ayrıntısını kendine özgü üslubuyla işlemiş, kitaptaki satırları edebi, tarihi, vicdani değerlerle bezeyerek büyük bir emek harcamış. Yazdıklarını büyük bir ilgiyle okudum. Serveto’nun anlatıldığı bölümde onun en insani ihtiyaçları için isteklerini duymayan, ona yapılan insanı alçaltan tutumlar ve duyarsızlıklar karşısında öfkelendim, utanç duydum, üzüldüm.

    Zorba karşısında eğilmeyen dimdik duran, bu uğurda yaşamlarını hiçe sayan Castellio’yu, kitabıyla beraber yakılacağı meydanda bile fikirlerinin yanlış olduğuna dair kendisinden koparılmak istenen itirafta bulunmayarak geri adım atmayan Serveto’yu tanımak beni onurlandırdı. Her daim zorbaların karşısında duran Castellio’lar olmuştur ve olacaktır. Zweig’ın kitabı yazma sebebi adına okunmalı.

    “Bir insanı öldürmek, asla bir öğretiyi savunmak demek değildir: Bir insanı öldürmek demektir:” (S 174)

    “Ah, sizi gözü körler, siz gözü kararmışlar, siz kana susamışlar, siz iflah olmaz sahtekârlar! Hakikati ne zaman göreceksiniz? Ya siz fani yargıçlar, kendi keyfî kararlarınızla insan kanı akıtmaya ne zaman son vereceksiniz?” (S 178)

    “Çünkü her yeni doğan insanla birlikte yeni bir vicdan doğar ve daima birileri çıkıp fikri görevini yerine getirmesi, insanlığın vazgeçilmez hakları uğruna eski kavgaya yeniden başlaması gerektiğini hatırlar ve her zaman bütün Calvin’lere karşı bir Castellio ayağa kalkar, iktidarın bütün zorbalığına karşı düşüncenin mutlak bağımsızlığını savunur.” (S 222)

    “Hakikati aramak ve onu kendi düşündüğü gibi ifade etmek asla suç olamaz. Kimse bir inanca zorlanamaz. İnanç özgürdür. “ SEBASTIAN CASTELLIO 1551
  • ‪Hayretim büyüyor ve sır ve sırrın sahibini biraz daha idrak ediyorum. Ve görüyorum ki yeni idraklerim yeni perdelerdir. Vardıkça hedefin uzaklığı büyüyor. Şimdi geç kaldığımın telaşıyla ruhen çırpınıyorum. Her secdenin ele geçmez bir fırsat olduğunu anlıyor ve secdede olmadan secdede olmaklarımı ah vah ile anıyorum. Utanç içerisindeyim‬.
    Cahit Zarifoğlu
    Sayfa 102 - Beyan Yayınları
  • Kan Donduran Afgan Geleneği: Bacha Bazi

    ''Bacha Bazi'' olarak adlandırdıkları, Türkçe anlamıyla ‘’çocuklar ile oynama geleneği’’ Afganistan’ın hatta tüm dünyanın en büyük utanç tablolarından biridir. Pedofili içeren bu iğrenç gelenekte fakir ailelerin erkek çocukları küçük yaşta alınarak, erkeklerle birlikte olmaları için dansöz kıyafetleri içinde köçeklik yapıyor, eğlence ve cinsel amaçlar için zengin erkeklere satılıyor, fuhuşa zorlanıyor.

    Geç saatlerde düzenlenen eğlencelerde çocuklara yapma göğüs takılıyor ve ayaklarına da zilli halhallar geçiriliyor. Satın alınan bu çocukların ailelerine belli bir miktar para veriliyor. En geç 2-3 yaşlarında cinsel ilişkiye girmeye alıştırılıyor; sonraki yıllarda her türlü cinsel faaliyetleri yaparak artık ‘’kadın’’ durumuna geçiyorlardı.

    İstismara uğrayan bu çocuklar düzenlenen partilerde milleti eğlendiriyor, parti sonrası sahipleri tarafından açık arttırma ile başkalarına satılabiliyordu.Hatta birden çok para ödeyen bir çok kişiyle cinsel ilişkiye zorlanıyordu. Yıllardır süre gelen bu utanılası gelenek onlar için çok olağan karşılanıyordu.

    Sübyancı mağdurları bu çocuklar olanları tam anlamıyla idrak edebilecek duruma geldiklerinde itiraz ediyorlardı. Artık çekiciliğini yitirdikleri için çevrelerinde kimsenin evlenmediği, yaşlı, dul ve kimsesiz kadınlarla evlendiriliyorlar ve yerlerine başkaları alınıp yetiştiriliyordu.

    Bacha bazi geleneğinin hala Afganistan’ın bazı bölgelerinde uygulanıldığı bilinmektedir. Kan donduran bu olay Afgan hükümeti tarafından önlenemiyor, üstü kapatılmaya çalışılıyor.
  • Boğazlanan hayvanın kanı için değil duyduğum tiksinti, ruhun barbarca ayaklar altına alınması, haydutların kutsal her yere yaptıkları baskındır beni tedirgin eden. Dayanamıyorum! Dayanamıyorum! Ve inanıyorum ki benimle birlikte evrendeki tüm güzellikler de utanç duyuyor bu aşağılamalardan...
  • "Ağlamaktan utanma!"
    "Gülmekten utanmadığın gibi ağlamaktan da utanmayacaksın. İnsana özgü duyguların dışa vurumudur ikisi de. Bir başka deyişle, insanı insan yapan duygu yansımalarıdır. Hayatı doya doya yaşamak istiyorsan, yeri geldiğinde katılarak güleceksin, yeri geldiğinde hıçkırarak ağlayacaksın. Ve bu yaptıklarından asla utanç duymayacaksın.
    Canan Tan
    Sayfa 322 - Altın kitaplar
  • gözlerindeki utanç dolu sancıyı görüyorum, canını yakmışlar senin. canını çok yakmışlar.