• "İnsan her şeyin güçleşmesine alışıyor; eskiden "güç kadar güç" olan şeyin daha da güçleşmesine şaşırmaktan vazgeçiyor.
  • "Sadece düşünüyordum," dedi Montag. "Tazı geceleri ne düşünür acaba? Gerçekten canlanıp üzerimize mi geliyor? Beni ürkütüyor." 'Bizim düşünmesini istemediğimiz hiçbir şey düşünemez o."
    "Çok üzücü," dedi Montag sessizce. "Çünkü ona öğrettiğimiz, anlamak, bulmak, öldürmek. Eğer bütün öğrenebileceği bunlarsa, ne utanç verici."
    Ray Bradbury
    Sayfa 54 - İthaki Yayınları
  • "Bana hiçbir şey anlatmıyorsun, Joel.
    Ben kapağı açık bir kitap gibiyim. Sana her şeyi anlatıyorum.
    Her utanç verici ayrıntıyı... Bana güvenmiyorsun."
  • Müslümanlığımızı, haşa, uyuz hastalığı gibi utanç sebebi sayıyoruz! Kravatlı maymunların yanında uyuzumuz görülecek gibi bir his geliyor bize... Bu değil Müslümanlık!...

    Dava yolunda büyük gözükaralık lazım...
    Necip Fazıl Kısakürek
    Sayfa 116 - Büyük Doğu Yayınları
  • 36 yaşındaki Kafka’nın Babası Hermann Kafka’ya yazdığı, ancak alıcısının eline hiç geçmeyen bir mektup. Mektup şu cümlelerle başlıyor: “Geçenlerde bir kez, senden korktuğumu öne sürmemin nedenini sormuştun (…)ve şimdi burada sana yazılı bir cevap vermeyi deniyor olsam da, bu fazlasıyla eksik kalacaktır çünkü bu korku ve onun etkileri senin karşında yazarken de ket vuruyor bana. Dahası, meselenin büyüklüğü hafızamın ve aklımın sınırlarını çok aşıyor.”

    Mesele Kafka için öylesine büyük ki, eş seçiminden iş seçimine kadar hayatında aldığı tüm kararların üzerinde babasıyla olan ilişkisinin yattığına inanıyor. Sanki hayatının başrolü kendisi değil de babasıymış gibi hissettiği bir acziyetle, bir tutsaklık ve mecburiyetle çıkıyor karşımıza. “Seninle aramdaki bu talihsiz ilişkide, bağımsızlaşmak istiyorsam, mümkün olduğu kadar seninle hiçbir ilişkisi olmayan bir şey yapmalıyım;evlilik en büyük şey gerçi ve en onurlu bağımsızlığı sağlıyor ama aynı zamanda seninle çok yakın bir ilişkisi var. Çıkışı burada aramanın, buyüzden deliliği andırır bir yanı var ve her girişimim neredeyse delilikle cezalandırılıyor.”
    Kafka’nın evliliğe atfettiği anlam çok büyük, hayattaki en onurlu şeyin bir aile kurmak olduğunu düşünüyor. Kendisini “başarılı” biri olarak görebilmesi için ulaşması gereken tek hedef bu. Evliliği, hayatı boyunca çıkması gereken tek bir basamağa benzetmiş; diğer insanların hayatlarındaki her bir zorluk bir basamaksa,bunlardan birini çıkamamaları çok mühim olmaz,çünkü en azından başladıkları noktada değillerdir artık, başardıkları başka şeyler illa ki vardır. Ancak Kafka için tek bir koca basamak var onu da çıkması imkansız. Her evlilik girişimi karın ağrıları ve uykusuz gecelerle sonuçlanmış. Bunun en büyük sebebiyse, kendi açıkladığı üzere, kendini hor görmesi. “O halde neden evlenmedim? (…)Buna neden olan şey,kaygılar değil aslında(…)beni belirleyici bir biçimde etkileyen başka bir şey. Korkudan, zayıflıktan, kendime yönelik horgörüden kaynaklı genel bir baskı bu.” İş seçimine gelince, lise hayatı boyunca dereceye giren öğrencilerden olmuş. Ancak bu dereceler hiçbir zaman, kendisini başarılı olarak görmesine yetmemiş, istisnasız her okul yılında sınıfta kalacağına inanmış.Bundan da yine babasını sorumlu tutuyor : “Kendime yönelik değerlendirmem, başka herhangi bir şeyden, sözgelimi dışsal bir başarıdan çok daha fazla sana bağlıydı.” “Daha küçük bir çocukken bile üniversite öğrenimi ve mesleklerle ilgili yeterince açık sezgilerim vardı. Buradan bir kurtuluş beklemiyordum, çoktan vazgeçmiştim burdan.”

    Sürekli bir kurtuluştan bahsedildiği için, kendisinden kaçılmak istenen, tiksinilen bir baba gelmesin gözünüzün önüne. Aksine, babasına taparcasına hayran küçük bir çocuğu görüyoruz satırlarda. Asla kendisine denk olunamayacağına inanılmış bir adam... Yalnız bu karşı tarafı ilahlaştıracak derecede gözünde yüceltme, babasının kendisine olan yaklaşımlarından dolayı kendisini değersizleştirmesine, çok küçük ve önemsiz bir zerre olarak görmesine yol açmış. Çocuk için anne-baba kusursuzdur, neredeyse bir Tanrı’dır, anne-baba tarafından istenmediğinde ya da horlandığında da, kendi yürüttüğü mantıkla, olsa olsa kendisi kusurludur. Bu kusurlu oluşun getirdiği utanç ve suçluluğun altında hayatı boyunca ezilmiş Kafka.

    Peki Kafka’da tüm bu duygulara yol açan Hermann Kafka nasıl bir adam, nasıl bir baba? Manipülatif; söylemek istediklerini doğrudan söylemeyen bunun yerine karşı tarafta yaratacağı hislerle onu kendisinden istediği davranışı yapmaya iten bir adam.Asla başkasını takdir etmeyen, kendisinden farklı düşünen kimseye hak vermeyen, suçlayıcı, otoriter tavırlarla çocuğunu iyi eğitebileceğine inanan bir adam. Kendi fikirlerine olan bu aşırı güveni,eleştiri kabul etmeyişi ve yalnızca kendi kriterlerine göre değerli bulduğu insanlara duyduğu saygısı, manipülatifliği bende özsever(narsisist) kişilik özelliklerinin kendisinde baskın olduğu bir insan olduğu izlenimini yarattı. Kafka ile babasının ilişkisini büyük ölçüde kuşak çatışması olarak ele alan insanların sayısı çok fazla ancak Kafka’nın mektupta çizdiği baba portresiyle bunu yalnızca kuşak çatışmasına bağlamam çok zor geliyor. Mektubu yazarken ağladığını söylediği bir kısım var, babasının kendisini önemsediğini hissettiği bir anıdan bahsettiği bir an bu. Mektupta içine giremediği konular var, kendisinde yaratacağı duygu yükünün ona çok fazla geleceğini, henüz bu yüzleşmeye hazır olmadığını söylediği yerler var. Tüm bunların yalnızca kuşak çatışması yaşayan bir baba-oğul ilişkisinin ürünü olamayacağını düşünüyorum. Mektubu okurken kendinizi babanızla/çocuklarınızla olan ilişkinizle de hesaplaşırken bulmanız çok yüksek bir ihtimal. Mektubu okuduktan sonra ise Kafka’nın diğer kitaplarındaki bazı figürlerle babasının nasıl eşleştiğini görüyoruz. Dolayısıyla hem Kafka’nın eserlerini çok daha iyi anlayabilmek, hem bu dahiyane eserlerin yazarının iç dünyasına eğilmek,hem de kendi aile içi ilişkilerinizle yüzleşmek adına mutlaka okunması gereken bir eser.
  • Aşkın ateşi yakıcıdır, kemiğe, deriye karışır, ne utanç dinler, ne de ayıp.
  • İnsanlar ona deliymiş gibi bakıyorlardı. Fakat o artık utanç duymuyordu. Tek bir şey hissediyordu: iyileşmişti. Müzik yeniden çalmaya başlamıştı. Fakat kalp atışları tüm sesleri bastırıyordu.