Meltem Tekeli, Mutsuzluk Zamanlarında Mutluluk'u inceledi.
 30 dk. · Kitabı okudu · 1 günde · Beğendi · 10/10 puan

Bazı kitaplar vardır. Seveceğime emin olduğum ama tam verim alabilmek için en doğru zamanı beklettiğim. Puslu Kıtalar Atlası gibi, Mutsuzluk Zamanlarında Mutluluk gibi. Mutsuzluk Zamanlarında Mutluluk'un beni çeken ilginç bir havası vardı. Uzaktan uzaktan takip ettiğim, kavuşma vaktimizin yavaş yavaş yaklaştığını hissettiğim kitaptı o. Derken sürpriz bir kargoyla kavuştuk kendisiyle. Üstelik sevgili kitapdostum Murat Sezgin 'e sözkonusu kitaba ne kadar ihtiyacım olduğundan hiç bahsetmediğim halde seveceğimi düşünmüş. Bu nasıl güzel bir histir.

"Son zamanlarda bir düşüşteyim. Kelimenin tam anlamıyla bir düşüş bu. Ayağa kalkmaya çalıştıkça yeniden tökezliyor ve daha da dipte buluyorum kendimi. Sanki bir kuyudayım ve sesimi kimseye ulaştıramayacakmışım gibi de korkuyordum. Ancak son aylarda öyle güzel kargolar aldım ki Türkiye'nin dört bir yanından. Huzur ve mutluluk çıktı içlerinden hep. Haberleri bile olmadan yüreğimdeki yaraların varlığından; sarıp sarmaladılar. "Ne güzel insanlar biriktiriyorum," diye düşündüm tam da o zaman. Kiminle, nerede olduğunuz, ne yaptığınız hiç önemli değil. Yüreğinizin ellerinden kim tutuyor önemli olan sadece bu. Şu ve ya bu sebepten, hatta belki de sebepsizce, ve ya çözümü olmayan bir derde üzüldüğünüz zamanlarda da üzgün olduğunuzu söylemekten çekinmeyin. İzin verin onlara ihtiyacınız olduğunu bilsin insanlar. Bu zayıflık değildir. İzin verin, başka ruhlar dokunsun ruhunuza, çünkü ancak o zaman çiçekler açacak ruhumuz." Dedim kargoyu alınca. Oysaki o zaman henüz kitabı okumamıştım bile. Hemen başladım ama.

"Ölüm sebebi olarak da şunu yazardı ölüm raporuna: Aşırı duyarlılık." (sy. 94) diyen bir kahraman ile de böyle tanıştım. Kahraman dediğime bakmayın, kendini öyle görmek istese de içten içe hiçbir zaman bir kahraman olamadığı için utançla dolu bir adam bu. Hatta "akut bir utanç sorununun tetiklediği depresyondan muzdarip" (sy.131) olduğunu iddia ediyor. Ne kadar da ilginç değil mi? Bir insanın en ufak ayrıntılarda boğulup gitmesi ve bunun tamamen bir sorun haline dönüşmesi. "Bir bahçe çitinin direğine takılmış çocuk eldiveni kimseyi duygulandırmıyor." (sy.9) diyor mesela kahramanımız. Haydi itiraf edin, kim dikkat ediyor o eldivenin yalnızlığına ve melankolisine? Melankoli sürekli olduğunda ruha zarar verse bile arada ihtiyacımız yok mudur? Birazcık duyarlılık kimsenin mi işine gelmez?

Sevgili kahramanımız çok sarsıcı olaylar yaşadıktan sonra bile kendini iyi hissedebilmesi için başını önüne eğmiş bir köpek görmesi yeterli oluyor. Öyle ince bir gözlem yeteneği var ki, bunu mesleğe dönüştürebilse ne kadar da mutlu bir hayatı olurdu. Yarısı yenmiş bir kek görerek başlattığı bir düşünce zincirinin uçları nerelere gidiyor. Yahut çok sıradan bir cümle bile sırf ahengi için hoşuna gidebiliyor. Ne dersiniz; birazcık incelik öğrenmemiz gerekmez mi? Ama sadece birazcık. Aşırı duyarlılık da sağlığa zarar. Yoksa yaşanacak gibi mi bu hayat?

Malhun, bir alıntı ekledi.
8 saat önce · Kitabı okuyor

Kişi kendini hareketlerinden sorumlu hissetmiyorsa, normalde başkalarını incitince ortaya çıkan suçluluk ve utanç gibi hislere kapılmaz: zarar başka birinin suçudur. 

İrrasyonel, Stuart Sutherlandİrrasyonel, Stuart Sutherland
Mavikitapseverr, bir alıntı ekledi.
12 saat önce · Kitabı okuyor

Bir yağmur böylesine nasıl savunabilir bir insanı? Yağmur değil sevgilim, gözlerinden aktığımdan bu yana darmadağın üstüm başım. Saçlarında biriken kelebek kanatlarını talan ettiklerinden bu yana utanç kemiriyor kalbimi. Saçlarını işgal ettiklerinde kaçtığım sokaklarda düşürdüm şahdamarımı.

Kraliçenin Pireleri, Tarık Tufan (Sayfa 45 - Profil kitap)Kraliçenin Pireleri, Tarık Tufan (Sayfa 45 - Profil kitap)
Mustipusti, bir alıntı ekledi.
13 saat önce · Kitabı okudu · 8/10 puan

Açıklanamayacak kadar utanç verici bir acı kadar kutsal olanı yoktur.

Karmaşık Duygular, Stefan Zweig (Sayfa 248 - İş Bankası Kültür Yayınları)Karmaşık Duygular, Stefan Zweig (Sayfa 248 - İş Bankası Kültür Yayınları)
Empedokles, bir alıntı ekledi.
 15 saat önce · Kitabı okuyor

Ne utanmaz adam yav
David, hoş görünmek için çaba harcamayan kadınlardan hiç hoşlanmaz.

Utanç, John Maxwell Coetzee (Sayfa 90)Utanç, John Maxwell Coetzee (Sayfa 90)
TSena_gl, bir alıntı ekledi.
19 saat önce · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

“Aaaahhhh!”
Kevin hızla odaya daldı. “Ne oldu?”
“Şuna bir bak!” Molly küçük parfüm şişesini işaret etti. “Şu küçük
haddini bilmez, fahişe.”
“Sen neden söz ediyorsun?”
“Amy buraya parfüm bırakmış!” Molly, Kevin’a döndü. “Isır beni!”
“Bana neden kızıyorsun? Ben yapmadım ki.”
“Hayır! Isır beni. Hemen şuramı ısır, iz kalsın.” Molly köprücükkemiğinin birkaç santim üzerine parmağını bastırdı.
“Seni ısırmamı mı istiyorsun?”
“Sağır mısın sen?”
“Sadece afalladım.”
“İsteyebileceğim başka kimse yok ve on dokuz yaşında bir nemfomanyaktan evlilik dersleri almaya bir gün daha katlanamam. Bu artık sona ermeli.”
“Birkaç tahtanın eksik olabileceğini sana söyleyen oldu mu hiç?”
“Haydi. Benimle alay et bakalım. Sana bana duyduğu saygıyı bile duymuyor.”
“Boş versene. Seni ısıracak filan değilim.”
“Pekâlâ. Ben de yapacak başka birini bulurum.”
“Hayır efendim!”
“Umutsuz zamanlarda umutsuz çarelere başvurulur. Charlotte Long’dan isteyeceğim.”
“Bu iğrenç!”
“Muhabbet kuşlarının nasıl davrandığını biliyor. Anlayacaktır.”
“O kadının senin boynunu ısırdığını düşünmek bile iştahımı kaçırdı. Ve başkalarının yanında çürüğünün görünmesi sence biraz utanç verici olmaz mı?”
“Yakalı bir şey giyip örteceğim.”
“Ve Amy’yi görünce de indireceksin.”
“Tamam, kendimle gurur duymuyorum. Fakat bir şeyler yapmazsam onu boğacağım.”
“O daha ergen. Neden umursuyorsun ki?”
“Pekâlâ. Unut gitsin.”
"Ve sen de Charlotte Long’a koş, öyle mi?” Kevin’ın sesinde şehvetli bir ton belirmişti. “Hiç sanmıyorum.”
Molly yutkundu. "Yani yapacak mısın?”
“Sanırım mecburum.”
Ah, Tanrım... Molly gözlerini sımsıkı kapadı ve boynunu Kevin’a doğru kaldırdı. Kalbi deli gibi atıyordu. Ne yaptığını sanıyordu ki?

Ah Şu Kalbim, Susan Elizabeth PhillipsAh Şu Kalbim, Susan Elizabeth Phillips
Küçük Şair, bir alıntı ekledi.
 22 saat önce

Okuldaki günleri aklına geldi: böyle, hırsla eline
aldığı kitapların beş on sayfasını okuduktan sonra içinin bir
balon gibi söndüğünü hatırladı. Bir kitabı bırakır ötekine
saldırırdı. Bu ümitsizce çırpınış, bütün kitapların yüzüstü
bırakılmasıyla sona erer, büyük bir utanç ve hayata dönüş
buhranları gelirdi arkasından.

Tutunamayanlar, Oğuz Atay (Sayfa 27)Tutunamayanlar, Oğuz Atay (Sayfa 27)
BAHAR KAYA SÖZEN, bir alıntı ekledi.
Dün 00:59 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 8/10 puan

Galiba aşk, utanç duygusunun ortadan kalkması demek. İki kişinin birbirine karşı hiçbir şeyden, hiçbir düzeysizlikten utanmaması demek...

Bir Kedi, Bir Adam, Bir Ölüm, Zülfü Livaneli (Sayfa 105 - Remzi Kitabevi)Bir Kedi, Bir Adam, Bir Ölüm, Zülfü Livaneli (Sayfa 105 - Remzi Kitabevi)
İsa Temiz, bir alıntı ekledi.
 23 May 21:37 · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

Dazai
“Ölmek istiyorum, daha fazla ölmek istiyorum. Artık geri dönüşüm yok. Ne yapsam da, nasıl yapsam da sonu olmuyor. Utançlarıma utanç katıyorum. Bisikletle, yeşilliklerle kaplı şelaleye gitmek gibi şeyler benim isteyebileceğim şeyler değil. Yalnızca, kirli suçlarıma utanç dolu sefil suçlar ekleniyor. Ölmek istiyorum, ölmeliyim. Yaşamam bir tür suç.”

İnsanlığımı Yitirirken, Osamu Dazai (Japon Yayınları)İnsanlığımı Yitirirken, Osamu Dazai (Japon Yayınları)