Yeni tutku. — Neden olası bir barbarlığa dönüşten korkuyor ve nefret ediyoruz? İnsanları olduklarından daha mutsuz yapabileceği için mi? Ama hayır! Bütün dönemlerin barbarları daha şanslıydılar: Yanılmayalım! — Bilakis bizim bilgiye yönelik dürtümüz, bilgisiz mutluluğa ya da güçlü sağlam bir hayalin mutluluğuna değer vermeyecek ölçüde güçlüdür; bu tip durumları düşünmek bile utanç vericidir! Keşfetme ve çözme huzursuzluğu bizim için bir aşığın kara sevdaya tutulması gibi çekici ve vazgeçilmez bir hal aldı: Ne pahasına olursa olsun, aşığın kayıtsız kalamayacağı bir hal, — evet belki biz de kara sevdaya tutulduk! Belki de bilgi, içimizde hiçbir özveriden kaçınmayan, kendi yok oluşundan başka hiçbir şeyden korkmayan bir tutkuya dönüştü; barbarlığın beraberinde gelişen, kaba zevklere karşı duyulan kıskançlığı henüz aşamadığı için, biz tüm insanlığın, bu tutkunun baskısı ve eziyeti altında kendini her zamankinden daha üstün ve güvende hissettiğine inanıyoruz. Belki de insanlığın özellikle bilgiye olan bu tutkusundan mahvolacağına inanıyoruz! — ama bu düşünce de bize bir şey yapamaz! Hiç Hıristiyanlık benzer bir düşünceden korktu mu! Sevgi ve ölüm kardeş değiller mi? Evet, barbarlıktan nefret ediyoruz, — bilginin gerilemesindense, insanlığın mahvolmasını tercih ediyoruz! Ve sonuçta: Eğer insanlık bir tutkudan mahvolmazsa, bir zayıflıktan mahvolacaktır: Hangisini istersiniz? Temel sorun budur. İnsanlık için ateşte mi, aydınlıkta mı yoksa kumda mı bir son istiyoruz? —
Tabii bu zafer anları oldukça enderdi. CSAC, 'Edward'ı daha önce hiç düşünmediğim ölçüde kusurlu, pısırık, ne idüğü belirsiz bir yapı olarak görmeye zorluyor du beni. Öyle ki, içinde güç yerine ancak utanç ve dert üretmeye yarayan gizli bir Arap kimliğinin pusuya yattığı belalı bir Amerikalı olduğumu hisseder oldum son tahlilde
Utanç, dışımızda kalması gerektiği halde, çok erken tanıştırıldığımız için içimize aldığımız kötü nesnedir. Utanç, temelde, sevmeye ve sevilmeye layık olduğumuza bir türlü ikna olamamaktır. Sevgimizin karşılığı olarak bizi sevmekle mükellef bakımverenlerimiz ya da onların duygusal yokluğu nedeniyle sevme ve sevilme hakkımızı duyamamaktayızdır.
Hiç böyle hissettin mi? Gençken birini boşuna sevdiğini? Benimki gibi utanç duydun mu? Hep öyle olması gerektiğini, hayatını bu kadar da umursamaz geçiremeyeceğini varsaydım.
Ama artık herkesin aynı şekilde acı çekmediğini düşünüyorum Aslında herkes acı çekmiyor. En azından aynı şeylerden, aynı derecede acı çekmiyorlar. Bizi mümkün kılan da buydu, seninle
beni.