Baba sen ne yazdın yaaaa!!!
Kitapla ilgili hiçbir şey duymadan tamamen önyargısız başladım kitaba ama açar açmaz paragrafsız bir anlatım ilk önyargıma ulaştırdı beni. Haydi bakalım zor bir okuma geliyor, dedim.
Satırlar ilerken noktaların git gide azaldığını farkettim, bir iki sayfa nokta yoktu. Neyse devam et, virgüllerle bağla işte cümleleri, dedim. Üstüne anlatıcılar karışmaya başlayınca eyvah, eyvah, dedim. Geriye dönüşler ve anlatıcının, noktasız, konuşma çizgisiz ve isimsiz değişmesi zor bir okumaya yol açtı.
Aynı anlattığı ülke gibi karmakarışık bir anlatım yolunu bilinçli seçmiş yazar kanımca.
Llosa'nın Teke Şenliği'ni yeni bitirdigim için anlatılan başkanı Dominik başkanı Trujillo diye düşündüm. Cinsel sapkınlıklar ve öldürdüğü insanları timsahlara atmak onun diktatörlük döneminde olan şeyler. İlerledikçe yazarın tek ondan değil tüm diktatörlerden bir karma yaptığını gördüm. Hepsinden biraz var. Kiminin annesine düşkünlüğünü almış, kiminin saatleri, ayları kendine göre değiştirmesini, kiminin sofrada düşmanını düşmanına yedirmesini, kiminin şüpheciliğini, kiminin sarayda tavuk, horoz vb. beslemesini...
Zor ama ilerleyen, anlaşılır bir kitap aslında. Çoğu yeri kafam başka yerlerde okumuş olsam, sayfalarda kaybolsam da anladım.
Bir türlü ölmeyen, kaç yaşında olduğu bilinmeyen, kendisine çok benzeyen birini halka kendisiymis gibi sunan, onu öldürtüp, kendi ölümüne kimler üzülüyor, kimler seviniyor görüp ona göre davranan, halkın karşısına çıkmayan, babası bilinmeyen, annesini mumyalatıp, Azize ilan eden faşist General Alvarado bugün de karşınıza çıkabilecek herhangi bir diktatör. Dünya var oldukça olmuş ve olabilecek bir başkan... Tüm faşizanlıkların ve sapıklıkların bir kişide toplanması ise büyülü gerçeklik gibi algılanabilir. Bu da Marguez için vazgeçilmez