Kitabım bu senenin listelerinde çok yer alan bir kitap. Anı ve roman arası bir tür. Bulgar yazar, babasının son aylarına ve ölümünden sonraki ilk aylara odaklanmış. Hastane ve hastalık süreciyle başlayan anlatı yas süreciyle devam ederken geçmişteki olaylara ve babanın hikayelerine de uzanıyor. Baba ailenin hikaye anlatıcısı olarak tanımlanıyor.
Yazarın anlatımı ilk başlarda biraz sıradan, hastane, hastalık... Sonrasında babanın kaybıyla hissedilen yokluk ve alışma süreci daha ilgi çekici anlatılmış. Hele arada mitolojik unsurlar, Bulgarca sözcükler ve onların etimolojik bağlantıları anlatıyı güçlendirmiş.
Doğa ve insan uyumunu çok iyi yansıtan betimlemeler yapan yazar aynı zamanda Bulgar kültürünü de başarılı bir şekilde yansıtmış. Bulgaristan'ın iyot buharı zenginliğinden bahsederken şöyle diyor: "Böyle geçici, fakir şeyler bakımından zenginiz."
Başka bir sayfada ise Dostoyevski' in Ecinniler'de geçen "İnsan mutlu olduğunu bilmediği için mutsuzdur." sözünün tam tersini babası Bulgar halkı için söyler: "Biz burada ne kadar mutsuz olduğumuzu bilmediğimiz için mutluyuz."
Ne kadar tanıdık değil mi???