Huriye Özkan

Huriye Özkan
@Bozukgramafon
Öğretmen
181 okur puanı
Ocak 2020 tarihinde katıldı
Puan vermedi
Direniş... İster aktif ister pasif olsun güce karşı uygulanır. Bu güç bazen cinsel, ruhsal veya fiziki şiddettir bazen de ağzınıza zorla tıkılan yemeklerdir. Yemeyen küçük çocuğuna zorla yemek yediren ebeveyn modelinin bir üst versiyonu ile karşı karşıya kalan pasif direnişçi Yonğhe da çareyi aktif direnişe geçerek bulmaya çalışıyor. Olmayınca tekrar pasif direnise geçiyor. Öyle sıradan bir kadın ki Yonğhe, yok aslında.  Kocası olacak herif için, evlenmiş olmak için evlendiği bir hizmetçi sanki. Vejetaryen olup etli yemek yapmayınca da iyice gözden düşüyor. Oysa bu onun ilk direnişi. Hem de kimseyi rahatsız etmeyen bir direniş aslında. Sadece kendi bedeniyle ilgili bir direniş. Üç ayrı bölümden oluşan kitabın ilk bölümü olan Vejetaryen, Yonghu 'nun kocasının; ikinci bölüm Moğol Lekesi, eniştesinin; son bölüm Alev Ağacı ise ablasının gözünden aktarılıyor. Asıl kahramanın gözünden anlatım sadece bazı rüyaların aktarımında var. Yonğhe neden bu kadar pasif, neden ketum, neden ruh gibi? Bunların cevabı ablanın iç konuşmalarında saklı. İkinci bölümde sanat ve cinsellik sınırlarında gezdiriyor yazar sizi. Bu sınırları nerede aşarsınız, sanat için soyunmak normal mi, daha fazlasını hoş görür müsünüz, sorgulatıyor. "Koreliler, meğer ne çok bize benziyormuş." demeden de duramıyorsunuz.  Özellikle ataerkil aile yapısı birçok satırda rahatsız ediyor. Lanet ederek okuduğunuz bu bölümlerde, kadının evlilikteki görevinin çalışmak ve kocasını her açıdan doyurmak olduğu, kendi isteklerinin hiçbir öneminin olmadığı bir Kore gerçeği olarak karşınıza çıkıp Türk toplumuyla özdeşlik kurduruyor. Anlatım çok sade ve etkileyici, bu kadar sade bir anlatımın içinden sarsıcı bir öykü dinlemek isterseniz tanışın yazarla. Pişman olmazsınız. Çok rahatsız edici, sınırlarınızı ve sinirlerinizi
VejetaryenHan Kang · April Yayıncılık · 20259,7bin okunma
Ebru isimli okura yanıt verildi
Huriye Özkan
Umarım seversiniz yazarı, anlattıkları nahoş olsa da kalemi güçlü yazarın.
Reklam
10/10
·520 syf.··
2020 272. kitabı
Okumaya başlamadan önce yazarı, yazarın yaşadığı dönemi ve Isa ile ilgili anlatıları okumak gerekiyor. Böyle bir şey yapmadım, pişmanım. Çünkü okumaya başlayıp kafamı kaldırdığımda" ben ne okudum "dedim. Açıkçası ne yazarı ne kitabı biliyordum. Tesadüfen okul kütüphanesinde bulup aldım. Meğer dizisi de varmış. Yazar şu ana kadar okuduğum Rus öncüllerinden çok farklı bir anlatım, ironi ve mizaha sahip. Hayal gücüne hayranlık duydum. Bilim-kurgu, ütopya, tarih ve dini hikayelerle iç içe bir anlatımla kara bir kedi ve şeytan Woland ile Moskova semalarında dolaşıyorsunuz. Üstat yazarın kendisi , Margarita karakteri ise eşi Elena'dan esinlenilerek yaratılmış. Şeytan Woland'ın şeytani planlarıyla roman kahramanlarının hepsi delilik sınırında dolaşıyor, hatta Üstat dahil bazıları bir anda akıl hastanesinde buluyorlar kendilerini. Zaten kitabın çoğunda sihir, büyü var. Bir anda Rusların o dönem tamamen karşı olduğu dolarlar ortaya çıkıyor, kimin neye zaafı varsa onu önüne seriyor Woland. Ustanın yazdığı romanın konusu ise İsa zamanında geçiyor. Bulgakov'un babası din profesörü, iki büyükbabası ise rahipmiş, kendisi dinle ilgili olmada da esinlenmiş atalarından, çoğu dini hikayeyi de komik ve dalga geçer gibi anlatıyor. Hristiyanlık hikayelerini bilmediğim için bu kısımları okurken anlamadığım için sıkıldım. Romanın ortalarına kadar zorlandım aslında, sonra ise öyle değişik bir maceraya atıldım ki, film izler gibi canlandı sahneler." Ah Woland iyilik mi yapıyorsun kötülük mü, kimin kaderini çiziyorsun ?" dedim. Kitaptaki ironiyi başta soyledigim gibi Rus ve Hristiyanlık tarihini bilmeden zor algılıyorsunuz. Ama Rus yönetimi algılamış ki yazarla epey uğraşmışlar, kitabı yayınlatmamışlar. 1928'de yazmaya başlamasına rağmen 1940'da ölene kadar bu kitap üzerinde çalışmış yazar.
Usta ile MargaritaMihail Bulgakov · İletişim Yayıncılık · 201710,1bin okunma
AkilliBidik isimli okura yanıt verildi
Huriye Özkan
Kesinlikle tekrar okuyacaklarımdan...