Nitekim O, putların da batıllığını söylemek için hepsini kırıp baltayı büyük putun boynuna takarak: “(Kendisi hepsinden büyük olduğu, bu sebeple de ibadete asıl kendisinin layık olduğu halde öbür küçüklere de taptığınızdan dolayı kızarak) herhalde bu kırmış, isterseniz sorun” der
Akıllı kişinin zaman konusunda uyanık, işine sahip, diline hâkim olması gerekir, çünkü az konuşanların sözü, faydalı konuşmalar amelden sayılacak. Bu husus, Taberî’nin rivâyetinde: “Kim kelamını “amel” olarak kabul ederse, onun konuşması, faydalı konuşmalara inhisar ederek azalır” denir
Biz, Hz. İbrahim’in mazhar olduğu, şahsına ünsiyet ettirildikten sonra öldürülüp parça parça edilerek, parçaları biri birine iyice karıştırılan dört kuşun parçalarının dağlara bırakılması ve bunlar çağrıldığı zaman her birinin dirilip gelmesi şeklindeki mucizenin de, bugün olmasa bile gelecekte bir kısım ilim adamlarına ilham kaynağı olabileceği kanaatimizi belirtmek isteriz.
“Firavun’a gidin, doğrusu o, azmıştır. Ona yumuşak ve güzel söyleyin, belki öğüt dinler veya korkar.” (Ta-ha 43-44)
Âyette azgınlığı belirtilen birisi için dahi “yumuşak sözle” hitap etmenin emredilmesi, üzerinde durulacak bir husustur. Üstelik Allah, Firavun’un yapılacak daveti kabul etmeyeceğini ezelî ilmiyle bildiği halde onlara yumuşak sözle davette bulunmalarını emrediyor. Firavun gibi, insanlık tarihinde küfre ve isyana alem olmuş birine karşı bile tebliğde mülayemet esas kılınırsa azgınlıkta ona yetişmesi mümkün olmayan diğer insanlara da, durumları ne olursa olsun, tebliğde mülayemetin esas olduğu anlaşılır.