Biz, Hz. İbrahim’in mazhar olduğu, şahsına ünsiyet ettirildikten sonra öldürülüp parça parça edilerek, parçaları biri birine iyice karıştırılan dört kuşun parçalarının dağlara bırakılması ve bunlar çağrıldığı zaman her birinin dirilip gelmesi şeklindeki mucizenin de, bugün olmasa bile gelecekte bir kısım ilim adamlarına ilham kaynağı olabileceği kanaatimizi belirtmek isteriz.
“Firavun’a gidin, doğrusu o, azmıştır. Ona yumuşak ve güzel söyleyin, belki öğüt dinler veya korkar.” (Ta-ha 43-44)
Âyette azgınlığı belirtilen birisi için dahi “yumuşak sözle” hitap etmenin emredilmesi, üzerinde durulacak bir husustur. Üstelik Allah, Firavun’un yapılacak daveti kabul etmeyeceğini ezelî ilmiyle bildiği halde onlara yumuşak sözle davette bulunmalarını emrediyor. Firavun gibi, insanlık tarihinde küfre ve isyana alem olmuş birine karşı bile tebliğde mülayemet esas kılınırsa azgınlıkta ona yetişmesi mümkün olmayan diğer insanlara da, durumları ne olursa olsun, tebliğde mülayemetin esas olduğu anlaşılır.
İbrahimî tevhide yükselmenin tabii sonucu olarak böyle, her çeşit kirden arınmış bir ruha, kalb-i selîme kavuşulmuş olur. Bu bir mevhibe olmayıp, bir kesptir, dolayısıyla, İbrahimî ibtilaları İbrahimî metanetle karşılayacak her er kişinin girmesine açık bırakılmış bir kapıdır.