Yafa'dan Kudüs'e kadar Yahudi Filistin'i birkaç defa dolaştım. Filistin'in yeni kasabaları ve köyleri Yahudi eseridir. Bu yeni değil yepyeni bir Filistindir. Köylerinde akşamları smokin giyen İngiliz yahudisi muhtarlık eder, kırmızı yanaklı Alman Yahudi kızları delijanslar üstünde şarkı söyleyerek bağdan köye döner, müslüman araplar ise bu efendilerin hizmetindedirler. Üzümü Arap gündelikçi sıkar ve şarabını semiz Yahudi içer.
İmparatorlukların sanatı sömürge ve milliyet işlemektir. Osmanlı imparatorluğu, Trakya'dan Erzurum'a doğru koca gövdesini yan yatırmış, memelerini sömürge ve milliyetlerin ağzına teslim etmiş, artık sütü kanı ile karışık emilen bir sağmal idi.
Osmanlı imparatorluğunda itibar, azınlığın imtiyazı olduğu için ve Türk unsuru imtiyazsız olduğu için herhangi bir müslüman azınlığın çocuğu olmak Türk olmaktan daha faydalı idi.
Birinci Millet meclisinde Şer'iye vekilliği etmiş Eskişehirli bir Türk hocasının Türkler gibi "ve" demek yerine Araplar gibi "vua" dediğini belki unutmamış olanlar vardır. Suriye, Filistin ve Hicaz'da:
- Türk müsünüz?
Sorusunun birçok defalar cevabı:
-Estağfurullah! idi.
Bu kıtaları ne sömürgeleştirmiş ne de vatanlaştırmıştık.
Osmanlı buralarda ücretsiz tarla ve sokak bekçisi idi.