Cem SALIK

Cem SALIK
@CemSalik
Külden Kaleler | Kitapyurdu kitapyurdu.com/kitap/kulden-ka...
Cemsalikis
76 okur puanı
Eylül 2022 tarihinde katıldı
Külden Kaleler
O zamanlar bizim için bestelenmiş gibi gelen şarkılar vatdı. Hepsi beni hepsi seni anlatırdı. Ve ben hepsinin içinde tek tek defalarca kayboldum. Biliyordum artık. Bu aşk değildi. Sana soylediğim her şeyi düşündürdüler. "Seni hayatımın sonuna kadar sevebilirdim. Sana her şeyimi verebilirdim".Kitaplar dolusu bir sözdü bu. Anlaşılamamıştı yazık ama o yaşımda söyleyebileceğim en büyük sözdü sanki. Neyim vardı güzelliğim gençliğimden ve sevgimden başka bilmiyorum. Ama "her şeyim" bir Vedi'ye yetmemişti.
Alıntı
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Külden Kaleler
" Ben kardeşim İnci için doğmuşum. O'ndan önce doğmuş ablasıyım ya, kötülükler önce beni bulacak, o'nun yaşamasına gerek kalmadan ben yaşayacağım, aklı, ruhu kötümser düşüncelerle kasvetli bir kadercilikle kirlenmeyecek. O benim her şeyimi bilir ve ömrüm olduğunca bilmeye devam edecek. Bir araba tamponu gibi bir şeyim heralde ama inan bu hayatımdaki varoluş amacım buysa eğer buna seve seve razıyım. Böyle düşündüğümde yaşadıklarımdan memnuniyet bile duyuyorum. O beni biliyor ve bilecek, bana ne olursa olsun kardeşim hep iyiye gidecek. Sen de belki yazarsın, bir kitap gibi ne bileyim... Yüzümü yanağımı gözlerimi bilmeden ben daha ölmeden insan insanı merak eder mi? Aman be canım. Ben bir genç kızım işte. Güzeldi diye yazarsın olur biter. Gençliğinde güzeldi siyah saçları uzun kirpikleri vardı dersin. Sen uzun kirpikleri seversin. Hüzünlü çokça kitap okuyan güzel bir kızdı diye yazarsın. Bilmem kim merak ederse sen de ne kadar yazabilirsen artık. Hayatlarımızı dramlaştırmayalım biz hiç bir hikayenin kahramanı değiliz deyip dramlaştırmanın tatmininden kaçınırken iki dakikada bir kitap kahramanı oluverdim bak. Kendini de yazacak mısın Vedi? Kendini yazma. Seni sevmeyecekler. Böyle de söylenmez ama bunu dünyanın en doğru şeyini biliyor gibi söylüyorum. Kendini yazma sakın olur mu? Seni benden başka kimse sevmeyecek."
Seni ne bir insan yapar?
Bir adam geldi Vedi babasıyla otururken. Adam ayakta Sadık amca ve Vedi demir ikili sandalyede. " Neyin var amca?" dedi sesinin tonu yüksek. Daha o anda sesinin tonunda saklı sığlığı bile farketmişti Vedi. "Akciğer" dedi Sadık amca. " Çok mu sigara içtin?" diye devam etti tombaladan çıkan adam. Sadık amca cevap vermedi. Adam anlamsızca göğsünü şişirdi ve "Ben 20 yıl önce bıraktım ya çok şükür" dedi. Vedi de Sadık amca da adamı tanımıyor ve merak etmiyordu. Ve bu kişi Vedi'nin gözünde daha sağlıklı haliyle eni konu böbürlenmişti. Fakirlik hiç bir şeye sahip olmamak bu kadar muhtaç hale getiriyordu demek insanı. Vedi'nin burada aklından geçen maddiyat değil bir ruh fakirliğiydi. Emek verilmeden kazanılmış bedava bir kavramla ruh kendi varlığına önem katacak bir gerekçeye ihtiyaç duyuyordu. Dolu bir adam kendinde değer addedecek sayısız kavram sayısız sıfat bulabilirdi ömrü hayatı boyunca. Ama ruh fakirleri emeksiz zaten sahip olunan özelliklerine yapışırlardı. Insan canlısı yeme içme dışında kendini gerçekleyecek bir iki fazladan sıfata ihtiyaç duyardı. Emeksiz bedava kavramlar sağlıklı olmak, mert delikanlı olmak ağır abi olmak gibi bir sürü çeşitle sıralanabilirdi. Ve Vedi'nin gözünde bir insanın neden ve hangi özelliğinden beslendiğini farketmek hiç de zor değildi. Ruhunu beslemeyen ruh fakiri olur bedava kavramlarına tutunur. Emek verilmeden insanın kendine yakıştırdığı tüm sıfatlar da aldatıcıdır. Kendini anlatanın onaylanmaya ihtiyacı vardır ve ben diyen benliksizdir. Eksiklik kendini belli eder. Gördüğünde iki ayağı bir kafası var diyoruz ki " bu bir insan". Ama her yerde bu fakirlerden var. Adam radyoterapi için bekledikleri sırada ismi seslenince odaya girip 15 dk sonra çıktı. Vedi babasına " zevzek amca çıktı girebiliriz babam" dedi. Zevzek amca yanlarından
Seni çok seviyorum.
Sonra gunlerin farkina vardi. Gecenin, ayın, bulutların ve karanligin icindeki isigin. Ayın onunde pamuktan bir arazinin uzerinde kosan siyah atlar ikisi saga ikisi sola kosan uzun kuyruklu kurtlara donustu. Gece aya sarki bile soyledi. Belki bu da bir dua yerine gecer, korktugu basina gelmez, bir yildiz bir varlik o'nu duyar. Sarkilar duygu doludur zaten. Aya bir sarki mirildasa belki sozcuklerinden daha fazla sey anlatirdi. Bir yere yazmak istedi geldigi noktayi. Onunde bir kum saati akiyor bir felaket o'na dogru geliyor huznun korkunun ve kizginligin arasinda adini bilmeyen insanlarin arasinda yururken hickira hickira agliyor ne bir filmin ne bir kitabin kahramani yasadigini kendisinden baska kimsenin bilmedigini sadece kendi hatirlayacagi seyler yasadigini biliyor. Tabii bir de Tanri. Dunyada daha buyuk cok aci varken ilgisini haketmek bile bencilceyken. O'nu da dusunmuyor bu yuzden. Bir ihtimal vermiyor. Sadece ben gorup yasiyorum bilinciyle kendine bir ozellik addetmeden dunyaya icinde insanin olmadigi, dunya haliyle, taşıyla bulutuyla ayıyla günesiyle icinde zamanin gectigi kendine yabanci bir baska gezegen gibi bakiyor. Bu topraklar bu rüzgar denizin dalgaları çevresindeki her hareket bu gezegende zamanin gectigini buyuk korkusunun o'na dünden daha yaķına geldiğini fısıldıyor. Çünkü biriciğinin yüzü değişiyormuş, öyle söylemiş. Yanakları aynı hatırlar da yazamaz şimdi. Öyle korkar ki yazamaz. Allah'ım gercek olmasin diye ağlamayı bilir, ömür ver diye duayı, gecmis büyükleri anıp onlara " dedecim babaannem oglunuzu koruyun" diye ricalarda bulunmayı, agaclara sarilip vefat etmis gecmisteki akraba ve dosttan yardım dilenmeyi, çaresizliğin türlü halini bilir. Sonra bir dinginlik. Hiç bir şeyin değişmediği aynı dünya. Uyu uyan kaderin değişmez. Zaman geçer korkun