Sonra gunlerin farkina vardi. Gecenin, ayın, bulutların ve karanligin icindeki isigin. Ayın onunde pamuktan bir arazinin uzerinde kosan siyah atlar ikisi saga ikisi sola kosan uzun kuyruklu kurtlara donustu. Gece aya sarki bile soyledi. Belki bu da bir dua yerine gecer, korktugu basina gelmez, bir yildiz bir varlik o'nu duyar. Sarkilar duygu doludur zaten. Aya bir sarki mirildasa belki sozcuklerinden daha fazla sey anlatirdi.
Bir yere yazmak istedi geldigi noktayi. Onunde bir kum saati akiyor bir felaket o'na dogru geliyor huznun korkunun ve kizginligin arasinda adini bilmeyen insanlarin arasinda yururken hickira hickira agliyor ne bir filmin ne bir kitabin kahramani yasadigini kendisinden baska kimsenin bilmedigini sadece kendi hatirlayacagi seyler yasadigini biliyor. Tabii bir de Tanri. Dunyada daha buyuk cok aci varken ilgisini haketmek bile bencilceyken. O'nu da dusunmuyor bu yuzden. Bir ihtimal vermiyor. Sadece ben gorup yasiyorum bilinciyle kendine bir ozellik addetmeden dunyaya icinde insanin olmadigi, dunya haliyle, taşıyla bulutuyla ayıyla günesiyle icinde zamanin gectigi kendine yabanci bir baska gezegen gibi bakiyor. Bu topraklar bu rüzgar denizin dalgaları çevresindeki her hareket bu gezegende zamanin gectigini buyuk korkusunun o'na dünden daha yaķına geldiğini fısıldıyor. Çünkü biriciğinin yüzü değişiyormuş, öyle söylemiş. Yanakları aynı hatırlar da yazamaz şimdi. Öyle korkar ki yazamaz. Allah'ım gercek olmasin diye ağlamayı bilir, ömür ver diye duayı, gecmis büyükleri anıp onlara " dedecim babaannem oglunuzu koruyun" diye ricalarda bulunmayı, agaclara sarilip vefat etmis gecmisteki akraba ve dosttan yardım dilenmeyi, çaresizliğin türlü halini bilir. Sonra bir dinginlik. Hiç bir şeyin değişmediği aynı dünya. Uyu uyan kaderin değişmez. Zaman geçer korkun