Bir çarşamba toplantısında "Im Çatışması" teorisini üretti. Madem ki genetik bilgi şifreleri yeni ve eski atalarımızdan gelerek alt beynimizde karakter özelliklerini oluşturuyordu, o halde rol dağılımları ne- deniyle mağara döneminden beri kadın ve erkeğin alt beyinlerinde farklı kodlar olmalıydı... Erkekte "ım" sahiplenme ekinin kır- sal kesimde atım-avradım-silahım kadında ise yuvam-çocuğum- mutfağım üçlemesinde özetlenebileceğini düşündü... Daha kalın üst beyne sahip şehirli erkeklerde bu üçlemenin arabam-kadı- nım-param şeklinde hissedilmesine karşın, şehirli kadınlarda yu- vam-çocuğum-mutfağım alt beyinsel sahiplenmelerin daha bir iyi hissedildiğinin farkına vararak, kadının doğaya doğurganlığı nedeniyle daha yakın olduğunu düşündü... Sadece üst beyinlere bakan insanların, kadınların paraya daha düşkün olduklarını söyleyerek ne kadar da haksızlık yaptıklarını farketti. Öyle ya köprüden iflas ettiği için kendini atan hiçbir kadın yoktu.
Bir yandan da bu hisset-tiklerini ve düşündüklerini çarşamba sohbetlerinde anlatıyordu. Eşi ve diğeri aldırmaz ve giderek donuklaşan gözlerle onu dinli- yorlardı... Bir gün, bir sohbette "Im Çatışmasını anlattı. Erkeğin alt beynindeki kadınım sahiplenmesinin karşıtı olan erkeğim sa hiplenmesi, kadının alt beyninde yoktu... Kadın doğaya uygun olarak çocuğum sahiplenmesini kullanıyor, doğurduktan sonra da, önce çocuğunu, sonra da herkesi besliyordu... Şimdi daha bir iyi anlaşılıyordu ayrılıklarda arabeskleri niçin erkeklerin söy- lediği... Neredesin senler, përşembe gelecektin, cuma niye gel- medinler, nankör kediler, dönse de artık farketmezler hep er- kekleri içiriyor, sessiz ağlatıyor veya saldırgan yapıyordu. Ayrılık tehdidiyle kendisine gelip de barıştırdığı çiftleri anlattı erkek... Hepsi de çocukluydu... Alt beyninde erkeğim