İran, Orta Doğu'da, edebiyat ve tarih alanında Türkiye dahil en çok kitap tercüme edilen ve en çok başlık taşıyan yayına sahip ülke. Kitap fuarlarının canlılığından da bu anlaşılıyor. Tercümeler güzel, çünkü okumuş sınıf yabancı dili bilmekle yetinmemiş kendi dilini de iyi biliyor. İncil dahil her eserin tercümesini Farsçasından okumak bir keyiftir.
Dört yaşındaki bir kız çocuğu bile çıkıp Hayyam rubaileri okudu. İran ananesi ve zengin edebiyatıyla yaşıyor. Haliyle de böyle bir ülkeyi ve halkı hiç kimsenin silmesine imkân yok.
Hafız'ın kabri olan bahçede bir gül varmış. Yeniden her gün açarmış kanayan rengiyle. Gece bülbül ağaran vakte kadar ağlarmış. Eski Şiraz'ı hayal ettiren ahengi ile Yahya Kemal'in unutulmaz Hafız şiiri.
Biz Türkler, enteresan bir şekilde Hafız ve Sadi'yi çok etkili şekilde okumuşuz ve epeyce şerh yapmışızdır. Türklerin Hafız şerhi İran'dakinden daha kalabalıktır. Çok iyileri vardır, hatta o kadar ki Osmanlı medeniyeti Hafız medeniyetidir. Biz Bosna'yı fethettikten yetmiş sene sonra Bosna bize muhteşem bir Hafız uzmanı hediye etmiştir. Sûdî Bosnevîdir. Bosnalı Sudi'nin kaleme aldığı Hafız şerhi halen okunmaktadır.