Türkler bu bölgeye 11. asırda, üç sene içerisinde göçebeler, köylüler ve askerlerle girmişlerdir. Biz buradaki bürokrasiyi kullandık, mesela Nizamülmülk İranlıdır ve bütün ulema Arapça bilmektedir. Fakat askerler hep Türk'tür ve ordugâhlar dışardadır, ayrıdır. Alışkanlıklarımız olan yaylak-kışlak sistemi devam etmekteydi. Zaten Türkler tarihsel olarak sıcakta durmamakta, onun için muhakkak yaylağa çıkmaktadırlar.
Yunanistan ile olan problemin Türk azınlığın isminin ısrarla Müslüman olarak gösterilmesidir. Bu ifade ile etnik kültürel hakların talebinde zorluk çıkarılıyor.
Hatta bizim Piri Reis haritasını neşreden Alman (Paul Kahle) Piri Reis haritasını dünyaya “kaybolmuş bir Kolomb haritası" diye tanıtmıştı. Bir Allah'ın kulu da; "Bu şayet dediğin gibi kopya ise haritanın aslı nerede ve nasıl tersim edilmiş?" diye sormadı. Bu sorgulama henüz başladı.