Dervişlerin 'yemek bitti sözü yerine;
"Lokma bereketlendi" ya da "hak vere" deyip; nimeti incitmeden şükretmelerini,
"Lambayı yak-kapat" demek yerine; "ışığı uyandır-ışı-ğı dinlendir"
"Kapıyı kapat" demek yerine;
"kapıyı sırla" deyişlerindeki hoşluğu düşüneceğiz.
Düşleyeceğiz, bu zarafetin izini süreceğiz.
Bir taşın zikrini bölmeye kıyamayıp, ayağıyla onu incitmekten ar eden güzellerin gönüllerini fehmedeceğiz.
Güzelleşeceğiz, sevdikçe güzelleri.
Bir söz ile nesneyi dahi gücendirmeden, parmak uçlarımızda yürüyüp geçeceğiz dünyadan.
Güzel'ce göçmeyi murad edeceğiz edebiyete.
Evet, inceldikçe güzelleşeceğiz!
Lakin bu fiziğin çok ötesinde...
İşte sana komik bir egzersiz: Canını sıkabilecek ama haberinin olmadığı şeyleri düşün. Insanların arkandan konuştuğu şeyleri, sonuçlarından haberdar dahi olmadığın hatalarını ve düşürdüğün ya da kaybettiğin ama farkına varmadığın şeyleri düşün. Tepkin ne oldu? Herhangi bir tepki vermedin. Çünkü bunların hiçbirinden haberin bile yoktu.
Başka bir deyişle olumsuz bir şey hakkında herhangi bır fikrinin olmaması mümkündür. Önemli olan bu gücünü kazara kullanmak yerine onu yönetmeyi bilmektir; özellikle bir fikir sahibi olmanın bizi kışkırtabileceği durumlarda. Bir şey hakkında en ufak bir fikrinin dahi olmaması yeteneğini deneyimle. Bunun olduğundan bile haberin yokmuş gibi davran. Ya da duyduklarını hiç duymamış gibi yap. Konuyu seninle alakasız hale getir, onu bilincinde yok et. Bu şekilde söz konusu bilginin, üzerindeki etkisini epey azaltmış olacaksın.