Halâskâr

Halâskâr
@Cepni_Beg
Türklerin övünülecek bir tarihleri vardır. Tarih bilirseniz ancak o zaman Ne mutlu Türküm! demenin bir manası vardır.. Hançer gibi keskin ve çiçekler gibi ince..
Lisans
Erzurum
Giresun, 12 Ocak
22 okur puanı
Şubat 2020 tarihinde katıldı

Halâskâr

, bir kitap okudu
Puan vermedi·192 syf.··
3 günde okudu
·
2024 2. kitabı
Falih Rıfkı Atay
8.5/10 · 14,8bin okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Puan vermedi·192 syf.··
2024 2. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 30 Eylül 2024 15:58
Falih Rıfkı Atay'ın yazın hayatının son kitabı. Kitapta o dönem görev yaptığı Suriye, Filistin ve Kanal cephelerinde, o dönemin önemli figürlerinden Cemal Paşa ile bu cephelerde başından geçen ve 2. Derece tanık olduğu olayları , yanlışları, doğruları, ihtirasları, hayal kırıklıkları, pişmanlıkları ve idealleri okurun önüne atıp, yorumu okura bırakıyor. Yakın tarihin tozlu raflarında gizli kalmış bu önemli tarihi olaylar için, bir mum ışığı edasıyla ışık saçmaya çalışan bir eserdir. Tarihi seviyor olmamdan ötürü her zaman okumak istediğim, en nihayetinde okumaya başlayıp bitirme şerefine eriştiğim, etkilendiğim güzel bir eser. İlgili okur arkadaşlarıma gönül rahatlığıyla tavsiye ediyorum.
ZeytindağıFalih Rıfkı Atay · Pozitif Yayınları · 201114,8bin okunma
Anadolu Ahmet'ini soruyor. Ahmet, o daha dün bir kurşun istifinden daha ucuzlaşan Ahmet, şimdi onun pahasını kanadını kısmış, tırnaklarını büzmüş, bize dimdik bakan ana kartalın gözlerinde okuyoruz. Ahmet'i ne için harcadığımızı bir söyleyebilsek, onunla ne kazandığımızı bir anaya anlatabilsek, onu övündürecek bir haber verebilsek... Fakat biz Ahmet'i kumarda kaybettik!
Sayfa 106·Kitabı okudu
İstasyonda bir kadın durmuş, gelene geçene: - Benim Ahmet'i gördünüz mü? diyor. Hangi Ahmet'i? Yüz bin Ahmet'in hangisini? Yırtık basmanın altından kolunu çıkararak, trenin gideceği yolun, İstanbul yolunun aksini gösteriyor: - Bu tarafa gitmişti, diyor. O tarafa? Aden'e mi, Medine'ye mi, Kanal'a mı, Sarıkamış'a mı, Bağdat'a mı? Ahmet'ini buz mu, kum mu, su mu, iskorpit yarası mı, tifüs biti mi yedi?
Sayfa 105·Kitabı okudu
Tren giderken iki tarafımızda Suriye ve Lübnan'ı sanki safra gibi boşaltıyoruz. Yarın kendimizi Anadolu köylerinin arasında Kudüs'süz, Şam'sız, Lübnan'sız, Beyrut'suz ve Halep'siz öz can ve öz ocak kaygısına boğulmuş, öyle perişan bulacağız. Komutanım harap Anadolu topraklarını gördükçe: - Keşke görevim buralarda olsaydı, diyor. Keşke görevi oralarda olsaydı. Keşke o altın sağanağı ve enerji fırtınası, bu durgun, boş ve terk edilmiş vatan parçası üstünden geçseydi! - Eğer kalırsam, diyor; bütün emelim Anadolu'da çalışmaktır. Eğer kalırsa, eğer bırakılırsa... Anadolu hepimize hınç, şüphe ve güvensizlikle bakıyor. Yüz binlerce çocuğunu memesinden sökerek alıp götürdüğümüz bu anaya, şimdi kendimizi ve pişmanlığımızı getiriyoruz.
Sayfa 105·Kitabı okudu