Onun gözleri Tin Win için görüyordu. Onun yardımıyla, kendini kendi hayatında bir yabancı gibi hissetmiyordu. Onun sayesinde kendini dünyaya ait hissediyordu. Ve pazarda olan şeylere. Ve köye. Ve kendine.
Onunla, hayata yöneliyordu.
Tin Win kitaplar dışındaki hayatta arkadaş edinmeyi bir türlü beceremiyordu. Okuldaki diğer çocuklar onun için ne yaparsa yapsın, mesafeli ve çekingen duruyordu. Keşişlere kibar davranıyordu, fakat onlarda mesafeliydi.
Mavi gözlerinde çocukluğumdan hatırladığım ışık dönmüştü. Yaşlılıktan mıydı, yoksa sevilmemiş-en azından, sevilmek istediği yada ihtiyaç duyduğu şekilde sevilmemiş bir kadının bakışları mıydı bunlar?
"benim bahsettiğim; kör gözleri açan, korkuya bile baskın çıkan, hayata mana katan, doğanın yıkım kanunlarına kafa tutan, serpilmemii sağlayan, sınır tanımayan sevgi. İnsan ruhunun bencilliğe ve ölüme üstün gelmesinden bahsediyorum."