Ama her ikisi de gizli, sağduyudan daha köklü bir dürtüye kapılmışlardı, her ikisi de nasıl savunacaklarını bilemeyecekleri bu dürtüye kulak vermişlerdi. Belki de anlattığım öyküler tek bir öyküdür. Bu demir paranın turası da, yazısı da, Tanrı biliyor ya, aynıdır.
O zaman, Aurelianus Cennet’te, Ulu Tanrının gözünde kendisi ve Pannoyalı Yohannes’in (Ortodoks ve sapkının, nefret eden ve nefret edilenin, suçlayanın ve kurbanın), aynı insan olduklarını anladı demek daha doğru olur.
Hiç kime, rastgele biri değildir, bir tek ölümsüzse, insanların tümüdür. Cornelius Agrippa gibi ben de tanrıyım, kahramanım, filozofum, şeytanım ve dünyayım ben, bar olmadığımı söylemenin bezdirici bir yolu bu.
İsrailliler, Hıristiyanlar ve Müslümanlar gerçi ölümsüzlüğe bel bağlarlar; ama bu dünyaya besledikleri saygı, yalnızca ona inandıklarını kanıtlar, öbür dünyaların tümüne, sonsuz sayıda dünyaya, bu dünyanın bir ödülü ya da cezası olma yazgısını yüklediklerine göre.