Gerçekler, ne yaparsanız yapın, gizlenemezlerdi. Araştırıp kovuşturarak ortaya çıkarılabilir, işkence yaparak sizden söküp alınabilirdi. Ama acımasız hayatta kalmak değil de insan kalmaksa, sonuçta ne fark ederdi ki? Duygularınızı değiştirmeleri olanaksızdı, isteseniz bile. Yaptığınız, söylediğiniz ya da düşündüğünüz her şeyi en küçük ayrıntısına kadar açığa çıkarabilirlerdi; ama nasıl işlediğinizi sizin bile bilmediğiniz, yüreğinizin içi, sırrını korurdu.
Julia, iyice düşündükten sonra, “Bunu yapamazlar,” dedi. “Bunu asla yapamazlar. Sana her şeyi ama her şeyi söyletebilirler, ama seni beni sevmediğine inandıramazlar. İçine giremezler.”
İtiraf etmekten söz etmiyorum. İtiraf, ihanet değildir. Ne söylediğin ya da ne yaptığın önemli değil; yalnızca duygulardır önemli olan. Beni sevmekten caydırırlarsa, işte o zaman gerçekten ihanet etmiş olurum.