Oda karanlığa boğulmuş, eşyaların silüetini gözlerim zor seçiyor; karanlığın eşyaları yutup oluşturduğu tekdüzeliğin içinden güçlükle çıkarabiliyor. Etrafıma bakıp eşyaların silüetinin oluşturduğu şekilleri benzetmeye çalıştım, hayalimde denk gelen şeylere; yıldızlara ve bulutlara yaptığım gibi, onlarla oynadığım gibi karanlıkla oynadım bir süre… Gerçeğin oyunu dağıtması gibi silüetler kaybolup gerçek görüntüler meydana çıkıyordu, şimşeğin aydınlattığı odada. Ve bir an, oyun bölünüyor, eşyalara biçtiğim roller unutuluyor; zihnimi gerçekliğin kucağına bırakıyordu aydınlık.
Sayfa 116 - Kitapyurdu Doğrudan Yayıncılık·Kitabı okudu
Soru işaretleri, vücuduna kanlar bulaşmış, geçtikleri yerlerde kırmızı izler bırakan soru işaretleri… Hiç kaçar gibi bir hâlleri yok, daha çok eğlenir gibiler. Ancak tüm bu rahatlıklarına rağmen yakalanamıyorlar da. Üç noktalı soru işaretleri, sonu gelmez işaretler…
Sayfa 116 - Kitapyurdu Doğrudan Yayıncılık·Kitabı okudu
Sorular, soru işaretleri… Kafamda el ele tutuşup dolanan soru işaretleri, ayaklarında toplu iğneler varmış gibi geçtikleri her yeri kanatıp beynime acı veriyor. Bekçiler, yakalayın! Beynimi bunlardan koruyun, soru işaretleri tarafından ele geçiriliyorum.
Sayfa 116 - Kitapyurdu Doğrudan Yayıncılık·Kitabı okudu
“Seni istemeyenleri istememeyi öğrenmelisin.” “Öyle deme, KOB. Yalnızlık, Tanrı’yı dahi bezdirdi. Onu mutlu etmeyen ve yaratmaya iten bu duygunun, beni silip süpürmesine mi şaşırıyorsun?
Sayfa 115 - Kitapyurdu Doğrudan Yayıncılık·Kitabı okudu