Ne istediğini bildiğini düşünen ve istediğini sandığı şeyleri gerçekleştirmek konusunda zorluk çeken karakterin sürekli içine düştüğü yanılgı anlatılır. Mikro anlamda görünmeye başlayan bu yanılgılar, hayat ile ilgili yanlış kararlar almak gibi konulardan sekip karakterin benlerinin arasına sıkışan benliğine sirayet edecek ve karakterin zihnindeki Tanrı algısı, zaman mefhumu, varoluş ve yok oluş, benlik gibi kavramların bozulmasına ve bu kavramların anlaşılması güç bir giriftlik içinde olduğunun fark edilmesine neden olacaktır. Karakter, bir noktadan sonra zaman mefhumunu idrak edememek ve hangi beninin neyi istediğini anlayamamak, dolayısıyla kendisinin aslında neyi istediğini bilememek gibi karmaşalarla boğuşmak durumunda kalır. Yanılgı öyle bir boyut alacaktır ki bir noktadan sonra karakterlerden sekip yazarın zihnini kuşatacaktır.